(1163 S. K. m. 42, 46, 53, 98) (6762 S. K. m. 341)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Nazilli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2003 tarih ve 2002/119-2003/585 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı kooperatifin 27.01.2002 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliklerinde bulunduklarını, anılan tarihte yapılan genel kurulda bilanço ve gelir gider hesaplarının kabul edilmesine rağmen, yönetim ve denetim kurulunun ibrasına karar verilmediğini, anasözleşmeye göre bilançonun onaylanması kararının yönetim ve denetim kurulunun ibrasını da kapsayacağını ileri sürerek yasa ve anasözleşmeye aykırı "ibra edilmeme" kararının iptalini istemişlerdir.
Davalı vekili, davacıların genel kurul tutanağına muhalefet şerhlerini koymadıklarından aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, bilançonun tasdiki ile ibra işlemlerinin birbirinden ayrı olduğunu, yönetim kurulunun ibrası anlamına gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilanço onaylanmış olup, anasözleşmenin 36. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin de ibra edilmiş sayıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davaya konu 27.01.2002 tarihli genel kurul toplantısında alınan "yönetim kurulunun ibra edilmemesine" ilişkin kararın davacıların kişisel sorumluluğunu gerektirmesine ve davacıların kendi hukuki durumlarını etkileyecek kararların alınmasında oy kullanma yasaklarının bulunmasına, somut olayda davacıların ibralarına ilişkin oylama sırasında bu nedenle oy kullanmadıkları da görülmekle, davacıların ibra edilmemelerine yönelik olarak alınan genel kurul kararına muhalefet şerhi koymaksızın, alınan kararın iptalini isteme haklarının bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı kooperatifin yönetim kurulu üyeleri olan davacılar hakkında 27.01.2002 tarihli genel kurul toplantısında alınan "İbra edilmeme"kararının iptali istemine ilişkindir. Kooperatife ait Anasözleşmenin 36 ncı maddesinde, bilançonun tasdikine dair olan genel kurul kararının yönetim kurulunun ibrasını da kapsayacağı belirtilmişse de, davaya konu somut olayda genel kurulda yönetim kurulunun ibrası ile bilançonun tasdiki hususlarının ayrı ayrı oylamaya sunulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, bilançonun tasdikine ilişkin kararın anasözleşmede yazılı olduğu şekilde yönetim kurulunun da ibrasını kapsadığı sonucuna varılamaz. Genel kurulda bu konular birbirinden ayrılarak ayrı ayrı oylandığından, verilen kararların da birbirinden ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, başkaca bir inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Buna göre, mahkemece öncelikle davacılar hakkında genel kurulda alınan ibra edilmeme kararına dayanılarak alınmış bir sorumluluk davası açılması kararı ile açılmış bir sorumluluk davası bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir. Davacılar hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98 nci maddesi yollaması ile TTK.nun 341 nci maddesi hükmüne göre açılmış bir sorumluluk davasının mevcut olduğunun belirlenmesi halinde, davacılar hakkında verilen ibra edilmeme kararının açılmış sorumluluk davasında değerlendirilecek olması karşısında, davacıların bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığının kabulü ile davanın reddi gerekir. Ancak, davacılar hakkında açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığının ve makul bir süre geçmesine rağmen bu davanın açılmadığının anlaşılması halinde ise, bu davada alınan ibra edilmeme kararının Kooperatifler Kanunu 53 ncü maddesinde yazılı olduğu üzere kanun, anasözleşme hükümleri ve iyi niyet esaslarına aykırı bulunup bulunmadığı yönlerinden tarafların dayandıkları deliller de toplanarak, değerlendirilmek suretiyle ortaya çıkacak sonuca göre, davacıların istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy