(1086 S. K. m. 275, 283, 284, 440) (818 S. K. m. 42, 44) (6762 S. K. m. 785, 786)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.11.2003 tarih ve 2002/193-2003/434 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin acentalığını yaptığı davacıya ait konteynerin İtalya'dan İzmir'e gelmesinden sonra Gürcistan'a taşınması işini yüklenen davalının, varma yerinde yükü boşalttıktan sonra konteyner'i boş olarak yurda sokup İzmir'de müvekkiline teslim ettiğini, davalının takip formlarını kaybetmesi yüzünden konteynerin İtalya'ya dönüş işlemlerinin müvekkili tarafından yapılamadığını, sonunda mali şubenin elkoyduğunu, 19.08.995-14.04.1999 tarihleri arasında konteynerin kullanılmamasından dolayı günlüğü 10 USD olmak üzere 21.784 USD ile konteyner bedeli olan 1.600 USD.nin 23.384 USD zarar meydana geldiğini ileri sürerek tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kaybolan evrakların gümrük idaresindeki suretlerini temin ederek yurtdışı işlemlerini yapabileceğini ancak yapılmadığını, kusurun tamamen davacıdan olduğunu, talep edilen miktarın dayanaksız ve fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, konteynerin davalının kusuru nedeniyle yurtdışı edilemediği ve maliyece el konulduğu, 11.665 USD demoraj alacağının doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 03.11.2001 gün ve 6721-9540 sayılı kararı ile verilen yetkisizlik kararının kesinleştirilmesi ve çekişme noktaları ile rapora itiraz dilekçesini dikkate alan, Yargıtay denetimine elverişle gümrük mevzuatından anlayan uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulunda yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere bozulmuştur.
Davacı vekilinin karar düzeltme istemi HUMK.nun 440 ncı maddesinde sayılı halleri ihtiva etmediğinden reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporuna göre davacının 12.880 USD demoraj alacağı olduğu, bunun sözleşmeye uygun bulunduğu ancak 1600 USD konteyner için 12.880 USD ücret alacağının makul ve hakkaniyete uygun olmadığı davacının konteynerin boş olarak tesliminden sonra hareketsiz kalarak zararın artmasına neden olduğu, müterafik kusur nedeniyle 1600 USD demoraj alacağına hükmedilmesinin uygun alacağı gerekçesiyle toplam 3200 USD alacağın tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yurt dışı edilemediği için millileştirilen konteynırın kullanılamamasından kaynaklanan zarar ile konteynır bedelinden oluşan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmek suretiyle yeni oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış ancak bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konteynırın yurt dışı edilememesinde kimin kusurlu olduğu ve davacının talep ettiği zarar kalemlerini hak edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Dairemizin bozma ilamında gümrük işlerinden ve mevzuatından anlayan bir bilirkişinin de içinde bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması istendiği halde, tarafların hangi gümrük işlemlerini ne kadar süre içinde yerine getirerek konteynırı yurt dışı edebilecekken etmediğinin açıklanmadığı, tarafların zararın oluşmasını önleyebileceği ya da azaltabileceği hususlarının belirlenmediği, iki bilirkişi raporu arasında kusurun atfı bakımından oluşan çelişkinin giderilmediği görülmüştür. Mahkemece çekişme konusu hususlar ile yukarda açıklanan konularda içinde gümrük işleri ve mevzuatından anlayan bir bilirkişinin de bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
2- Öte yandan kabule göre de davacının da konteynırın İzmir'e getirilmesinden sonra hareketsiz kalmak suretiyle zararın artmasına neden olduğu, 1600 USD değerindeki konteynır için 12.880 USD ücret alacağının makul ve hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de davacının hangi işlemleri, hangi sürede yaparak zararı azaltabileceği halde azaltmadığının belirtilmediği görülmüştür. Ayrıca, BK.nun 42. maddesi uyarınca, hakim zararın tutar ve kapsamını doğrudan doğruya ( resen ) araştırmak ve tespit etmek zorundadır. Bu zararı tespit ederken de halin mutad cereyanı yanında, zarar görenin zararın azaltılması ve çoğaltılmasının önlenmesi için aldığı veya alması gereken tedbirleri de gözönünde bulunduracak ve gerektiğinde BK.nun 44. maddesini uygulayacaktır. Mahkemece açıklanan bu ilkeler doğrultusunda hiçbir araştırma yapılmadan bilirkişinin hukuka aykırı gerekçe içeren raporuna dayanarak, davacının uğradığı zararın miktarını konteynır bedeli ile sınırlı tutmak suretiyle zarar bedelinden indirim yapması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy