(6762 S. K. m. 1301) (2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.06.2003 tarih ve 2003/249 - 2003/393 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK. nun 1301. madde hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın davalının yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın talep halinde Antakya Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirkete trafik sigortalı aracın neden olduğu trafik kazasında müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasar meydana geldiğini, müvekkilince sigortalısına ödenen tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davacı, alacağının tahsili amacıyla Beyoğlu İcra Müdürlüğü'nde icra takibinde bulunmuş, davalı borca ve icra dairesinin yetkisine itirazında, kaza yeri ve ikametgahının Antakya olduğu itirazında bulunduğundan takip durmuştur. Davacı itirazın iptali davasını Beyoğlu'nda açmıştır.
İİK. nun 50. maddesi yetki kuralını düzenlemektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yetki itirazının esas hakkında itirazla birlikte yapılacağı, Tetkik Mercii'nin önce yetki itirazını inceleyip kesin bir sonuca bağlayacağı belirtilmiştir. Bu madde hükmünün itirazın iptali için müracaat edildiği hallerde de uygulanacağının kabulü gerekir. Zira, İİK. nun 67. maddesinde açıkça Takip talebine itiraz edilen ve itirazın kaldırılması için mercie müracaat etmek istemeyen alacaklı denildiğine göre, alacaklıya ya mahkemeye ya da mercie müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa artık mahkemenin hem icra dairesinin yetkisine itirazı ve hem de borcun esasına ilişkin itirazı incelemesi gerekecektir. Esasen merciiden daha geniş yetkili bir mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir sebepte bulunmamaktadır.
Bütün bu hususlar nazara alınarak somut olay incelendiğinde, Beyoğlu'nda açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazı incelemek suretiyle yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunup bulunmadığını belirlenmesi gerekir. Mahkemece, icra dairesinin yetkili olmadığı belirlendiğine göre, yetkili icra dairesinde yapılan bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının reddine karar vermesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, ancak kararı temyiz edenin sıfatına göre kararın işbu gerekçe ile onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy