(5846 S. K. m. 68/1) (3095 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.11.2003 tarih ve 2002/189-2003/599 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı G Kristal Eşya San.Tic.A.Ş. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı tarafın müvekkili GESAM üyesi heykel sanatçısı Mustafa T'nin eseri Atatürk portre rölyefini alçı döküm aslından kopyalama, küçültme ile kristal cam olarak işleme suretiyle imal ederek, muhtelif ebatta biblo olarak çoğaltıp piyasaya sunduklarını, eser sahibinin izni olmaksızın eserin kullanımı ve piyasa sunumunun sanatçının haklarını ihlâl ettiğini ileri sürerek, şimdilik 2.000.000.000.-TL maddi, 2.000.000.000.-TL manevi olmak üzere toplam 4.000.000.000.-TL.sının faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava ve talep haklarının zamanaşımına uğradığını, davaya konu Atatürk portresinin kamuya mal olduğunu, davacıya ait olduğu yolunda bir delil bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 2.000.000.000.-TL manevi tazminatın davacı Mustafa T, 2.000.000.000.-TL mali hak bedeli olan maddi tazminatın davacı Meslek Birliği için olmak üzere davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesine, tazminatlara temerrüt tarihi olan 19.07.1996 tarihinden itibaren değişen oranlardaki reeskont faizinin uygulanmasına Meslek Birliği'nin manevi tazminat isteminin reddine, davalı Ali Kaptanoğlu hakkındaki dava atiye bırakılmış olduğundan bu davalı hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı G Kristal Eşya San. ve Tic.A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, eser sahibinin mali haklarına tecavüz hususuna ilişkin yasal düzenlemeyi içeren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68/1 nci maddesinde, izni alınmamış eser sahibinin sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebileceği, bu bedelin tespitinde öncelikle ilgili meslek birliklerinin görüşünün esas alınacağı belirtilmiştir.
Somut davada mahkemece, rapordaki miktarın davacının talebi ile kıyaslanmak suretiyle kabulüne karar verilmişse de, rapordaki rayiç bedele ilişkin belirlemenin dayandığı verilerin raporda açık olarak gösterilmediği, tartışılmadığı, bu şekilde varılan sonucun Yargıtay denetimine elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, bilirkişi raporunda telif ve çoğaltma hakkının gerekçesi gösterilmeden rapor tarihine göre belirlenmiş olması da doğru olmamıştır. Buna göre mahkemece eser sahibinin tecavüze konu mali haklarının tayin ve tespitinde yukarıda açıklanan FSEK.nun 68 nci maddesindeki hususlar göz önüne alınarak, somut verilere dayalı ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre, davacıların talebinin değerlendirilmesi gerekirken, rapordaki miktarın davacının talebini karşıladığı gerekçesiyle, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmeyip, kararın bu yönden mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre de; mahkemece hüküm altına alınan miktarlara "19.07.1996 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmasına" karar verilmişse de, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Yasa'da 01.01.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 4489 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesinde yasal faiz ve reeskont faizi ayrımının mevcut olması nedeniyle davacıların "kanuni faiz" yönünde talepte bulunmalarına rağmen, hükmolunan maddi ve manevi tazminatların HUMK.nun 74 ncü maddesine aykırı olarak talebi aşar şekilde "reeskont faiziyle tahsiline" karar verilmesi doğru görülmemiş olup kararın bu nedenle de mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy