(6762 S. K. m. 5, 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.12.2003 tarih ve 2002/1010-2003/245 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta şirketi vekilinin, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmü uyarınca, davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonunda, mahkemece, davalıların işbölümü itirazının kabulü ile, davanın talep halinde görevli ve yetkili Adana Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair verilen kararı, davacı vekili vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Mahkemece, bunun üzerine davacı vekilinin yüzüne karşı 02.04.2003 günü verilen karardan sonra, 03.04.2003 tarihli dilekçe ile gönderme isteminde bulunduğu, davacı vekilinin bu durumda kararı temyiz etme süresinin başladığı, kararı 28.11.2003 günü temyiz etmekle süreyi kaçırdığı, esasen nihai kararla birlikte o hükmü temyiz etmesi gerektiği sonucuna varılarak, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
24.04.1967 tarih ve 12/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda ve gönderme kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife'nin 7/son maddesi hükmünde, gönderme kararları nedeniyle vekalet ücretine hükmedilemeyeceği öngörüldüğü halde, mahkemece, davacı aleyhine vekalet ücretine de hükmedilmiştir. Az önce belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, "TTK.nun 5/3 ncü madde hükmü karşısında, gönderme kararlarının verildikleri anda kesin olup, yalnız başına temyiz edilemeyeceği ve ancak esas hükümle birlikte temyiz olunabileceği, bu kararın niteliğine tamamen yabancı olan ve onunla bağdaşması mümkün olmayan nihai bir hükmün bu karar ile birlikte yanılgı sonucu verilmesi halinde, gönderme kararının nihai hükme ilişkin bu bölümünün yalnız başına temyizinin mümkün olduğu" öngörülmüştür. Bu itibarla, gönderme kararında mahkemece vekalet ücretine de hükmedilmesi nedeniyle, gönderme kararı temyizi kabildir.
Böyle hallerde, temyiz süresinin, gönderme kararının davacıya tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlayacağının ve tahrik dilekçesi verme süresinin başlangıcı ile ilgili 11.10.1976 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın buna engel olmadığının kabulü de gerekir. Doktrin ve Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. ( Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4.Baskı, Ankara-1979, Cilt 1, Sh.455 )
Mahkemece, gönderme kararına ilişkin verilen kısa kararda vekalet ücretine hükmedilmemiş, daha sonra yazılan gerekçeli kararda vekalet ücretine de hükmedilmiştir. Bu kararın infaza verilmesi üzerine, davacı vekili gerekçeli kararın tebliğini istemiş ve kararın 28.11.2003 tarihinde tebliği üzerine aynı gün kararı temyiz etmiş olmakla, temyiz istemi süresindedir. Bu itibarla, kararın ancak nihai kararla birlikte temyiz edilebileceği ve sürenin 03.04.2003 havale tarihli tahrik dilekçesi ile başladığı gerekçeleriyle, temyiz isteminin reddine dair verilen kararının kaldırılmasına karar verilerek, temyiz isteminin esasının incelemesine geçilmesi gerekmiştir.
Temyize konu gönderme kararında, vekalet ücretine de hükmedilmiş olması nedeniyle, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy