(556 S. KHK. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.07.2003 tarih ve 2002/469-2003/486 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2005 günde davacı avukatı T.S. gelip davalılar ile avukatları davetiye ve tebligata rağmen gelmedikleri, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin BİZİM esas unsurun taşıyan 25 adet tescilli markası olduğunu ve anılan markayı taşıyan emtiaların piyasada çok tanınmış ve aranır hale geldiğini, BİZİM İÇİN esas ve tek unsur olan markanın 29. 30. ve 32. sınıflara giren emtialar için yapılan tescil başvurusunun, davalı şirketin BİZİM, BİZİM şekil, BİZİM BULGUR markalarına dayanarak yaptığı itiraz üzerine davalı Kurum'un Markalar Dairesi Başkanlığınca davalı şirketin tescil belgesi aldığı emtia gurubu açısından kısmen reddedildiğini, Daire kararına yapılan itirazın da Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu'nca reddedildiğini, tescil başvurusunda esas unsurun BİZİM ibaresi olmadığını ve bir bütün olarak BİZİM için ibaresi olduğunu, davalının tescilli markasının ise hem esas unsur olarak BİZİM hem de şekil unsuru ile benzerliğin ortadan kaldırdığım ileri sürerek, davalı Enstitünün Y.İ.D.K kararının iptalini istemiştir.
Davalı Enstitü vekili; davalı şirketin daha önceden 29. 30. ve 32. sınıf emtialar için tescilli BİZİM markasının kapsamı dışında kalan mallar için davacının tescil başvurusunun yerinde görüldüğünü, ancak aynı alt sınıfa ait emtialar için tescil işleminin 556 S.K.H.K'nun 7/b maddesine aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin BİZİM esas unsuru taşıyan markanın 1987'den beri tescilli olarak kullandığını, davalının BİZİM esas unsurunu taşıyan markasının müvekkilinin tescilinden sonra tescil edildiğini, dava konusu tescil başvurusunda da BİZİM esas unsurunun müvekkilinin, markasını kullandığı emtialar ile aynı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davacının BİZİM unsuru taşıyan ilk marka tescilinin 1990 tarihinde, davalının ise BİZİM ibareli markasının 1987'de yapıldığı, dava konusu olan BİZİM İÇİN markası iki kelimeden oluşmasına rağmen İÇİN kelimesinin BİZİM kelimesinin belirticisi olduğu, markada esas unsurun BİZİM ibaresi olması nedeniyle davalı şirketin BİZİM markası ile aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullandığı takdirde iltibas oluşturacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tescil prosedüründe 556 Sayılı K.H.K'nun II son maddesine dayanılmamış bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.10. YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy