(1086 S. K. m. 283, 284, 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 30. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.02.2003 tarih ve 2002/384-2003/51 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2004 günde davacı avukatı Murat Ö gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.04.1997 tarihinde endeks okuma işinin 3. şahıslara endeksörle yaptırılması ile ilgili sözleşme imzalanarak, üç yıl boyunca hak edişlerin artışı konusunda bir sorun yaşanmadığını, sözleşmenin sona ermesinden sonra yeni ihale açmayan davalının işi devam ettirmesini müvekkilinden istediğini, bundan sonraki döneme ilişkin hak edişlere DİE. nin belirlediği TEFE oranı uygulamayıp, davalının eksik ödeme yaptığını, müvekkilinin ihtirazi kayıtla eksik ödemeyi kabul ettiğini ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000 TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gerek sözleşme süresince, gerekse uzatılan süre içerisinde davacıya yapılan istihkak ödemelerinin yapılan sözleşme ve karşılıklı kabul edilen şartlar doğrultusunda mevzuata uygun olarak yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, hizmet sözleşmesine göre ödenmesi gereken hak edişlerin eksik ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin 25.06.1997-25.06.2000 dönemine ilişkin olduğu, davalı tarafın yeniden ihale açmaması nedeniyle hizmet ilişkisinin 25.06.2000-24.08.2001 tarihleri arasında da devam ettiği taraflar arasında tartışmasızdır. Uyuşmazlık, 25.06.2000-24.08.2001 döneminde ödenecek ücretin, önceki yazılı sözleşme hükmüne göre mi, yoksa davalı tarafın belirttiği gibi 18.05.2000 tarih ve 10-51 sayılı yönetim kurulu kararına göre mi ödeneceği noktasındadır. Mahkemece hükme esas alınan 06.01.2003 tarihli bilirkişi raporunda, davacının davalı taraftan bir alacağı olmadığı belirtilmiş, davacı vekili tarafından anılan bilirkişi raporuna karşı 31.01.2003 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş, ancak davacı vekilinin bu itirazları karşısında ek rapor alınmamıştır. Mahkemenin 04.02.2003 tarihli gerekçeli kararında da bilirkişi raporuna dayanıldığı belirtilmekle beraber, davacı tarafın itirazları cevaplandırılmamış olup, HUMK.nun 388. maddesine aykırı davranılmıştır.
Mahkemece davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı olan ciddi itirazları dikkate alınarak, HUMK.nun 283. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor veya aynı Yasa'nın 284. maddesi gereğince yeni bir uzman heyetten rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy