(1086 S. K. m. 438) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.01.2004 tarih ve 2002/1072 - 2004/54 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı aracı 26.10.2002 tarihinde hasar gördüğü halde davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 8.000.000.000.-TL. nın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği yer ve zamanda kazanın olmadığını, bir gün önce başka yerde ve tahminen alkollü olarak kaza yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve dinlenen tanık beyanlarına, yapılan keşfe ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, iddia edilen yer ve şekilde sürücüsü alkolsüz olarak kazanın meydana geldiği, savunmanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu olayda hasar, 26.10.2002 tarihinde meydana gelmiş olup, mahkemece istem gibi bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1 nci maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, davalının en erken ekspertiz raporu düzenleme tarihinde gerçek zararı öğrenerek, tazmin yükümlülüğü doğduğu ve bu tarih itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerekirken, temerrüt tarihi olarak yazılı şekilde olay tarihinin esas alınması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün, HUMK. nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 1 nci bendindeki kaza tarihi olan 26.10.2002 ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine, ekspertiz rapor tarihi olan 1.11.2002 ibaresinin yazılmasına ve kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy