(6762 S. K. m. 469/2) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.09.2003 tarih ve 1999/754-2003/1314 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, asıl davada davalı anonim şirketin 29.06.1999 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 5 nci maddesi görüşmeleri sonunda, kârın dağıtılmamasına oyçokluğu ile karar verildiğini, birleşen davada, ortakların hisse senetlerini bir hafta önce şirkete tevdi etmeden genel kurula katıldıklarını, bu şekilde katılmaya yetkili olmayanların katılımı ile yapılan toplantıda alınan tüm kararların iptali gerektiğini, kâr dağıtmama karanının gerekçesinin açıklanmadığını kâr dağıtmasının ana sözleşmenin 25 nci, TTK.nun 466 ve 469 ncu madde hükümlerine aykırı olduğunu, geçmiş yıllarda da kâr dağıtılmadığını, şimdi de çoğunluğun azınlığa karşı böyle bir karar aldığını, bu yüzden objektif iyiniyet kurallarına da aykırılık bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada 5 nci madde altında alınan kararın, birleşen davada tüm kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 27.05.1999 tarihli genel kurulda esas sermayenin arttırılmasına karar verildiğini, davacıların rakip bir şirketin ortakları olarak kötüniyetle davayı açarak, karın yatırıma gitmesini engellemek istediklerini, yatırımlar nedeniyle para gerektiğini, yurtdışında bir ihale kazanıldığını ve bir şirket satın alındığını savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve asıl rapora ve ek rapordaki azınlık görüşüne itibar edilerek, ana sözleşmenin 25 nci, TTK.nun 385, 466, 469, 472 nci madde hükümleri karşısında, birleşen davanın reddine asıl davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, davalı anonim şirketin genel kurulunda, kâr payının dağıtılmasına ilişkin alınan kararın iptali istemine ilişkindir.
Genel kurulda okunan yönetim kurulu faaliyet raporunda, şirketin açıklanan yatırım gereksinimi ve inkişafı için kâr payının dağıtılmaması gerektiği görüşü teklif olarak bildirilmiş, genel kurulda da benimsenen bu rapora uygun olarak, kâr payının dağıtılmamasına karar verilmiştir.
Üç kişilik bilirkişi kurulunun asıl raporda oybirliği ile bildirdiği görüş ile aynı kurulda alınan ek rapordaki azınlık görüşü aynı olup, mahkemece asıl rapora ve ek rapordaki azınlık görüşüne, itibar edilerek, asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ek raporda tamamen farklı sonuca varan çoğunluk görüşüne itibar edilmemesinin gerekçeleri hüküm yerinde tartışılıp, açıklanmamıştır.
Oysa, ek rapordaki çoğunluk görüşü, TTK.nun kâr payının dağıtılmamasının haklı nedenlere ile ilgili 469/2 nci madde hükmü koşullarının somut olayda gerçekleştiği sonucuna varmış olup, mahkemece bu koşulların oluşup oluşmadığı üzerinde durulmamış ve tartışılmamıştır. Bu koşulların tespit ve takdiri için ekonomi alanında uzmanlığı olan bir bilirkişiden de görüş almak gerekmektedir. Oysa, bu koşulların somut olayda gerek gerçekleştiği, gerekse gerçekleşmediği yönünde görüş bildiren bilirkişilerden hiçbiri ekonomi ve şirket muhasebesi alanında uzman değildir.
Bu durumda, mahkemece, şirketler hukuku ve ekonomi alanında uzmanlığı bulanan birer bilirkişinin de içinde bulunduğu üç kişilik başka bir bilirkişi kurulu oluşturularak, TTK.nun 469/2 nci maddesi hükmünde yazılı haklı nedenlerin somut olayda bulunup bulunmadığını tartışan, ayrıca davalı vekilinin rapora itirazları üzerinde de durup, değerlendirme yapan, denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi görüşüne dayalı olarak, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy