(6762 S. K. m. 309, 336, 340)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.12.2003 tarih 2000/1257-2003/1271 ve sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2005 günde davacılar vekilleri Av. Ö. A. ve İ. A. ile davalılar vekili Av. Z. K. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden, H.'un % 10, D.'ın ise % 25 pay sahibi olduğu P. AŞ'nin Rusya'dan yapmış olduğu ticari faaliyetinden 17.000.000 USD tahsilat yapıldığını, ancak şirketin yöneticisi olan davalıların bu payı şirket kayıtlarına geçirmeyip kendi şahsi hesaplarına intikal ettirdiğini, inşaat sektöründe karın işin % 20 oranında olduğunu, buna göre müvekkili H.'un 340.000 USD, D.'ın ise 850.000 USD zararının olduğunu, davalılar ceza davasında bu konuda ikrarları bulunduğunu ve cevabi ihtarlarında da bunu kabul ettiklerini ileri sürerek, asıl ve birleşen davalarda H. için 150 milyar TL, D. için 250 milyar TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar V. ve U. vekili, işin Rusya'da olması nedeniyle yürütümü için davacı H.'a süreli vekaletname verildiğini, vekalet süresinin dolmasına kısa bir süre kala şirketin taahhüdünün feshedilip H. ile şantiye şefinin kurdukları yeni şirket ile işleri yürüttüklerini, bu durumun öğrenilmesi üzerine bu şahıslar hakkında tazminat davası açtıklarını ve davanın halen derdest olduğunu, yapılan iş ile ilgili tahsillerin şirket kayıtlarınca intikal ettiğini ve genel kuruldan müvekkillerinin ibra edildiğini, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla müvekkillerinin sorumluluğunu gerektirecek bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı İ. vekili, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, işin davacıların ortak olmadığı P. Endüstriyel Yapılar A.Ş'ce alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, kök ve ek bilirkişi raporlarına göre davalıların, yöneticisi olduğu P. D.S. AŞ'nin yurt dışında 17.000.000 USD tutarında iş yaptığı ve iş bedelinin davalılarca tahsil edildiğine ilişkin yeterli kanıt sunulmadığı, ceza davasının konusunu oluşturan 5 adet yönetim kurulu kararlarının içerikleri itibariyle eldeki dava ile ilgisi bulunmadığından sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, davalı yöneticilerin şirkete ve ortaklara zarar verdiğinin ve şirket parasını şahsi hesaplarına aktardığı iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket ortağı olduğunu iddia eden davacıların, şirket yöneticilerinin usulsüz işlemleri nedeniyle şahsen zarar uğradıklarını ileri sürerek açtığı TTK' nun 336.maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi ve yargılama sırasında ileri sürülen iddialar bir bütün olarak göz önünde tutulduğunda zararın, şirketin yurt dışında yaptığı müteahhitlik işlemleri sonucunda elde ettiği gelirlerin, yöneticilerce şirket kayıtlarına geçirilmemesi ve kişisel ve ortağı oldukları diğer şirket hesaplarına aktarılması nedeniyle kar payı alamamaktan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Daha açık bir anlatımla zarar doğrudan ortaklık ilişkisi ile bağlantılı bir zarardır. Şirket ortağının bu şekilde bir dava açtığı takdirde TTK'nun 340. maddesinin yollaması gereğince TTK'nun 309. maddesine göre dava sonucunda hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi gerekmektedir. Ancak, böyle bir davanın dinlenebilmesi, öncelikle davacıların şirket ortağı olduğunun belirlenmesine bağlıdır.
Dosya içindeki bir kısım ticaret sicil gazetesi fotokopilerine göre davacılar şirket ortağı göründüğü halde, bir kısmında ise davacı S. D. S. ortak olarak görünmekte diğer davacının adı ise ortaklar arasında yer almamaktadır. Keza şirket kuruluş sermayesinin de zaman içinde artırıldığı, ancak davacıların artırılmış sermayedeki paylarının ne kadar olduğu anlaşılamamaktadır. O halde mahkemece Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden P. D.S İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret AŞ'nin ticaret sicil dosyası getirtilip davacıların şirket ortağı olup olmadıkları belirlenerek öncelikle aktif husumet ehliyeti konusunun çözümlenmesi gerekir iken doğrudan işin özüne girilerek karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına, 2 no.lu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 400.YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy