(6762 S. K. m. 229, 392, 394)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bartın Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2003 tarih ve 2002/346 - 2003/512 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı olduğu davalı anonim şirketin 1977 yılında kurulmasından sonra hiç bir faaliyeti olmadığını, süresi dolmuş olan yönetim kurulunun 1994 yılında sermaye artırımı kararı aldığını, diğer davalıların bu şekilde müvekkillerinin pay oranını düşürüp şirketi ele geçirmek istediklerini, müvekkillerine sermaye artırımı ile ilgili duyuru yapılmadığını, şirketin süresinin 20 yıl ile sınırlı olup, süresinin dolmasına rağmen mahkemeden gizlenmek suretiyle genel kurula izin kararı alındığını, bu şekilde yapılan genel kurulda alınan kararların geçerli olmayacağını ileri sürerek, 29.06.2002 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini talep ve dava etmiş, birleşen dava ile de 10.04.1994 ve 29.06.2002 tarihli genel kurulların butlan ile maluliyetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Hacer Kayadelen vekili, davanın yapılan işlemlerden 8 sene sonra açıldığını, iptal davası yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, 1994 genel kurulunda şekli eksikli bulunmadığını, davacı Erdinç'in de yönetim kurulu üyesi olarak imzası bulunduğunu, artırılan sermayenin davacılar dışındaki ortaklarca taahhüt edildiğini, şirket süresinin bitmiş olmasının kendiliğinden feshi gerektirmeyeceğini ve kendiliğinden süresi belli olmayan şirket haline gelindiğini, genel kurullarda usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının butlan ile malûl olduklarının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, 10.04.1994 tarihinde yapılan genel kurulda alınan sermaye artırımı kararının usulüne uygun olarak alınmadığını, yerine getirilmesinde de usulsüzlükler bulunduğunu, bu sermaye artırımındaki paylara dayalı olarak yapılan 29.06.2002 tarihli genel kurulda alınan kararlarında yoklukla malül olduğunu ileri sürmüştür.
10.04.1994 tarihinde yapılan genel kurula davacılardan Erdinç Akrabaoğlu'nun katılmış olduğu, çağrı merasiminde bir usulsüzlük olmadığı, kararların oybirliği ile alınmış olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anılan genel kurulda sermaye artırımı kararı alındıktan sonra yapılması gereken işlemlerin T.T.K.nun 392 ve 394 ncü maddelere uygun olmadığı ileri sürülmüştür.
T.T.K.nun 392 nci maddesine göre, genel kurul yeni hisse senetleri çıkarılması suretiyle esas sermayenin artırılmasına karar verdiği taktirde, anonim şirketlerin kuruluşuna ait hükümler cari olur ve anılan maddeye uygun artırım yapılmadığı taktirde bu husustaki muamelelerin batıl olduğu düzenlenmiştir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre T.T.K.nun 392/2 nci maddeye dayalı davalar, somut olayda sermaye artırımı kararı alındığı tarihte yürürlükte bulunan aynı kanunun 299 ncu maddesinin son fıkrasındaki bir aylık hak düşürücü süreye tabidir. O halde, bu davada davacıların anılan hak düşürücü süreden sonra ve hatta genel kurul tarihinden sekiz yıl sonra açtıkları bu davanın dinlenme kabiliyeti bulunmamaktadır.
Dava konusu 29.06.2002 tarihli genel kurula gelince, 10.04.1994 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırımı kararı uyarınca kesinleşen pay oranlarına göre yapılan 29.06.2002 tarihli genel kurulda bir usulsüzlük ispat ve tespit edilememesine göre, bu genel kurul yönünden de iptali veya batıllığı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yeterli açıklık taşımayan gerekçe kurulması doğru görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın anılan gerekçeler ile onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın yukarıda açıklanan gerekçeler ile ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy