(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 1, 2) (6762 S. K. m. 1139, 1143)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 6.11.2003 tarih ve 2002/932 - 2003/942 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline sigortalı emtianın, davalıların maliki, sürücü ve CMR. sorumluluk sigortacısı olan davalılardan, CMR. konvansiyonuna tabi taşıma sırasında meydana gelen hırsızlık nedeniyle oluşan 4.384.000.000.- TL. hasarın sigortalısına ödediğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan M. Akdurak Ltd. Şti. vekili ile sigorta vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, emtianın CIF satışa konu olması nedeniyle davacının sigortalısına bir ödeme yapma yükümlülüğünün ve buna göre halefiyet hakkının bulunduğunu ispatlanamadığı gerekçeleriyle, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Mahkemece, davaya konu satış sözleşmesi, taşıma sözleşmeleri, sigorta poliçesi ve faturada satışın CIF, satış olduğu yazılı olduğu gerekçesiyle, yazılı sakilde hüküm kurulmuştur,
TTK. nun 1139 ncu vd. madde hükümlerinde düzenlenen CIF satış sözleşmesinde, malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtiayı alıcı adına sigorta ettirilip, ücreti ödendikten sonra, aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle sigortacının halefiyet hakkının gerçekleşmeyeceğinin, ilke olarak kabulü doğrudur.
Ancak, dosya incelendiğinde dava dışı alıcı ile dava dışı sigorta ettiren satıcı arasında düzenlenen bir yazılı satış sözleşmesine rastlanmamıştır. Bunun aksine, faturanın açık fatura olarak düzenlenmiş bulunmasına ve Satıcının satış bedelini başlangıçta almadığının anlaşılmasına göre, dava konusu satışın TTK. nda düzenlenen CIF satışın özelliklerini bütünüyle taşımadığı ortadadır. Bu durumda davaya konu poliçenin alıcının menfaatine değil, sigorta ettiren satıcının menfaatine yapılmış olmasında hukuki yararın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davacı sigortanın, sigortalısına ödemede bulunmasına ve sigortalısının satış bedelini tam olarak alamamasına ilişkin iddialarda bulunmasına göre, dava dışı sigortalının ve dolayısıyla halefiyet gereği davacı sigortanın emtia ile arasındaki menfaat ilişkisinin devam ettiğinin de kabulü gerekir.
O halde, mahkemece, dava konusu satış sözleşmesinde CIF satışın tüm koşullarıyla gerçekleşmediği ve davacının halefiyet hakkının doğduğu gözetilerek, davanın esasına girilmesi, kanıtların toplanması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıdaki bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy