(2709 S. K. m. 141) (1086 S. K. m. 388)
Dava:Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2003 tarih ve 2003/861-2003/518 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, bu ve birleşen davada, taraflar arasındaki 12.08.1997 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin telif hakkı sahibi bulunduğu "Utanmaz Adam" isimli televizyon oyununun 13 bölümden oluşacağının kararlaştırıldığını, ilk altı bölümün yayınlanıp birinci bölüm ikinci kez yayınlandıktan sonra davalı tarafça oyunun yayından kaldırıldığını, sözleşmenin 4 ve 5-a maddeleri uyarınca müvekkilinin ( 26.562 ) ABD Doları telif hakkı ve ( 68.750 ) ABD Doları cezai şart alacağı bulunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilin bildirimde bulunma yükümlülüğü olmadığından ilgi görmeyen diziyi yapından kaldırdığını, sözleşmede temerrüde düşülen bölüm başına cezai şart belirlendiğinden yayını yapılan toplam 5 bölüm dışındaki bölümler için cezai şart istenemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının yayınlanan 5 bölüme ilişkin ücret alacağının bulunduğu, sözleşme kapsamına göre davacının birleşen dava nedeniyle de talep hakkı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile asıl davada ( 20.000 ) ABD Doları birleşen davada da ( 75.312 ) ABD Doları alacağın dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, isim hakkı kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, anılan sözleşme hükümleri uyarınca cezai şart hesabının nasıl yapılacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı, bedeli ödenmemiş 11 bölüm için hesaplama yaparak talepte bulunmuş, davalı ise çekimine başlanmayan bölümler için temerrüdün sözkonusu olmayacağını, cezai şartın temerrüde düşülen bölüm başına ödeneceğini, yayınlanmayan bölümlerin çekimlerinin de yapılmadığını savunmuştur. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesine gerek görüldüğü halde sonuçta bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiştir. Zira, sözleşme getirtilmeden bilirkişi heyetine dosya sunulduğu için bilirkişilerce herhangi bir değerlendirme yapılamamış, sözleşme getirtildikten sonra da davacı vekilinin ek bilirkişi incelemesi talebi bulunduğu halde yeniden bilirkişi görüşüne başvurulmamıştır. Belirtilen bu eksiklik gerekçeli kararda da giderilmemiş, sadece "davacının talepte bulunmaya hakkı olduğu" gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Oysa, T.C.Anayasası'nın 141 ve HUMK.nun 388 nci maddesi uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Bu durum karşısında mahkemece tarafların sözleşme hükümlerine göre cezai şart konusundaki iddia ve savunmaları tartışılıp gerekli tespitler yapılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy