(556 S. KHK. m. 9) (6762 S. K. m. 56, 57, 58) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.11.2003 tarih ve 2001/1000-2003/637 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin "İ... Pastanesi" ibaresini unvan ve marka olarak kullandığını, 50 yılı aşkın bir tanınmışlığın söz konusu olup, en fazla isim yapan mamullerinden birinin "İ... Prefiterol" olduğunu, davalının merkez ve şubelerinde haksız şekilde "Yeni İ... Prefiterol" ad ve markasını kullanarak faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, bu durumun TTK. nun 57/5 ve 556 sayılı KHK.nin ilgili hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının eyleminin iltibas yoluyla haksız rekabet olduğunun tespit ve men'ine, tanıtım vasıtalarının düzeltilmesine, 5 milyar TL. maddi ve 5 milyar TL. manevi tazminatın tahsiline, hükmün gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların yersiz olduğunun müvekkilinin müesseselerinde kullandığı adın "Yeni İ... Prefiterol" olduğunu, "İ..." kelimesi dışında davacı markasıyla bir benzerliğin bulunmadığını, "prefiterol" ibaresinin tatlı çeşidini ifade etmek için kullanıldığını, marka tescilinden en az 5-6 yıl önce kullanımın söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, "İ... Pastanesi", ibaresinin 1946 yılından beri davacı tarafından kullanıldığı, davalının "Yeni İ.... Prefiterol" ibaresiyle faaliyet gösterdiği, davacı markasının "Prefiterol" ibaresiyle özdeşleştiği, davalı eylemlerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının "Yeni İ... Prefiterol" ismini kullanmak suretiyle ticari faaliyette bulunmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet eylemi oluşturduğunun tespitine, davalının tanıtım vasıtalarının toplatılıp imha edilmesine, 200 milyon TL. maddi ve 300 milyon TL. manevi tazminatının davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, unvan ve markanın haksız kullanımı sonucu iltibas yaratılarak meydana getirilen haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi durumun ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davalının, "Prefiterol Yeni İ..." ibaresini davacının unvan, marka ve işletmesiyle ilişkilendirerek ve karışıklığa neden olacak şekilde ticari faaliyetlerinde kullandığı, eyleminin TTK.nun 56 ve 57/5 nci maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sabittir. Davacı vekili, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesinin yanında 5 milyar TL maddi tazminat isteminde de bulunmuş, mahkemece, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 200.000.000 TL'na hükmedilmiştir. Ancak, maddi tazminat istemi, dava dilekçesinde açıkça TTK.nun 58 nci maddesine dayandırılmıştır. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemi sebebiyle uğradığı zarar, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabetiyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Davacı, kural olarak zararı kanıtlamak zorundadır. Bu zarar, genelde tarafların ticari defteri ve diğer kanıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilir. Fakat, bu tür zararın ve özellikle miktarının kanıtlanmasındaki güçlüğü dikkate alan yasa koyucu, TTK.nun 58/e maddesi düzenlemesinde yargıca, haksız rekabetin varlığında davalının haksız rekabet sonucu elde ettiği veya elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığını da tazminat olarak hükmetme yetkisini vermiştir. Somut olayda davacı vekili, kanıtları arasında davalı defterlerini de göstermiştir. Mahkemece anılan kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda 2001 yılı itibariyle davalı karının 2.375.476.000 TL olduğu, bunun 2 milyar TL kısmının talep edilebileceği açıklanmıştır. O halde, mahkemece, hiçbir gerekçe gösterilmeden ve bilirkişi raporuna itibar edilmeme nedenleri karar yerinde tartışılmadan, yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davacı vekili 5 milyar TL manevi tazminatın da tahsilini istemiştir. Mahkemece, yine hiçbir gerekçe gösterilmeden 300 milyon TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Ancak, basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olan davalının eyleminin hukuka aykırılığı, somut olayın özellikleri ve BK.nun 49 ncu maddesi hükmü dikkate alınarak, daha uygun miktarda manevi tazminata karar verilmemesi de yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy