(6762 S. K. m. 441, 469, 533, 534, 552) (818 S. K. m. 535)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Keşan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.11.2003 tarih ve 2002/19-2003/336 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile evli olduğu sırada dava dışı Ltd.Şti.nin kurulduğunu, şirketin yıllık kazançlarından yararlanamadığını, davalı ile boşanmalarından sonra şirketin faaliyetlerinde haberdar olmadığını, davalının kötüniyetli olarak kendisini borçlandırabileceğini ileri sürerek, B.K.nun 535 nci maddesine göre şirketin feshi icbarına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile ödenmeyen kar paylarını talep etmiştir.
Davalı, bu davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, şirketin kendi maddi katkısı ve emeği ile kurulduğunu davacının katkısı olmadığını, maddi ve mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının şirkette hissedar olduğu, davacıya 1998 yılından bu yana net kardan ödeme yapılmamış olduğu, ayrıca, TTK.nun 549/4 ncü maddesi çerçevesinde şirketin feshi sebebinin gerçekleştiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile şirketin feshine, davacının payına düşen 122.034.670.-TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, limited şirketin feshi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, ancak tasfiye memuru tayini konusunda bir karar verilmemiştir. Davacı tarafından talep edilmemiş olsa dahi, feshine karar verilen ortaklığa, TTK.nun 552 nci maddesi yollaması ile aynı Yasanın 441 ve devam eden maddeleri uyarınca mahkemece re'sen tasfiye memuru tayinine de karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bunun yanında, davacının kar payı istemine gelince, TTK.nun 533 ncü maddesinde, şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdiği nispette yıllık bilançoya göre elde edilmiş safi kârdan pay alacakları öngörülmüş ise de, aynı Kanun'un 534 ncü maddesi yollamasıyla 469 ncu maddesinde, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kâr payı dağıtılamayacağı belirtildiği gibi, aynı şekilde anılan madde hükmünde kâr payı dağıtılmasına genel kurulca karar verilmedikçe kâr payı dağıtılamayacağı öngörülmüştür. Somut olayda, davalı şirketin kâr dağıtılması ya da dağıtılmaması konusunda bir ortaklar kurulu kararının olup olmadığı, dosya içeriğinden anlaşılamamıştır.
O halde mahkemece, davalı şirketin ticaret sicil dosyası getirtilerek, ana sözleşmesi de incelenerek, yukarıda anlatılanlar doğrultusunda inceleme yapılmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken, bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile kâr payının tahsiline karar verilmesi isabetli olmamış ve kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )ve ( 3 )numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy