(4721 S. K. m. 2) (556 S. KHK. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2003 tarih ve 2002/6 - 2003/439 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2005 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ilk kez 12.11.1965 tarihinde tescil edilen "....." markasının dava dışı ilk sahibi ve daha sonra devralan davalı tarafından kullanılmadığını ileri sürerek, anılan markanın 556 Sayılı KHK’nin 14. maddesi uyarınca sicil kaydından terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin ortaklarına ait dava dışı (sonradan davacı yanında müdahil) ..... Koz. A.Ş.’ce daha önce açılan iki davanın redle sonuçlanarak kesin hüküm oluştuğunu, hak kaybı veya somut bir yararı görünmeyen davacının böyle bir dava açmasının M.K.’nun 2. maddesine aykırı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, marka tescil belgelerine ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının adına tescilli "....." markasını gerek imalat gerek ithalat yolu ile hiç kullanmadığı, yasada öngörülen (5) yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’nın 14 ncü maddesi uyarınca markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıl süreyle kesintisiz ara verilmesi halinde marka iptal edilir. Maddenin izleyen fıkrasında ise markanın iptalini gerektirmeyen kullanım halleri sayılmıştır.
Davalı tarafça, markanın Türkiye’de ilk kez 12.11.1965 tarihinde dava dışı devreden yabancı uyruklu şirket adına tescil edildiği, kendilerince markanın 23.12.1998 tarihinde devralındığı, davacı şirket ortaklarına ait bir başka şirketçe peşpeşe açılan ve redle sonuçlanan davalar nedeniyle merkezi İtalya’da bulunan davalı marka sahibince markanın Türkiye’de yoğun ve yaygın kullanımına başlanamadığı, bu olgunun haklı bir kullanamama hali oluşturduğu, nitekim açılan bu davalar sonuçlandıktan sonra bir firmayla distribütörlük anlaşması yapıldığı savunulmuştur.
Davalı vekilinin markanın haklı nedenle kullanılamadığı beş yıllık sürenin dolmadığı savunmaları üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkemece, davacı şirketle aynı ortaklar yapısına sahip dava dışı ..... A.Ş. tarafından davalıya yönetilen dava ve karşılık, davalara ilişkin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2000/907 E. ve Beyoğlu 2. Ticaret Mahkemesi’nin 1998/172 E. Sayılı dava dosyaları getirtilip incelenerek, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve diğer veriler değerlendirildikten ve kararın dayandırıldığı bilirkişi raporuna yönelik davalı vekilince verilen 26.05.2003 tarihli dilekçedeki itirazlar karşılandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmek gerekirken, yetersiz inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)