(6762 S. K. m. 1263) (1086 S. K. m. 288, 289, 290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Elazığ Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.12.2003 tarih ve 2002/1269-2003/1972 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı H. Sigorta Şirketinin acentesi olan müvekkilinin, davalının aracının kasko sigorta poliçesini yaptığını, 50.000.000-liralık kısmı hemen ödemesine rağmen, kalan taksitlerin müvekkilince ödendiğini, ödenen taksitlerin tahsili için başlattıkları takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmada, aracını sigorta ettirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı acentenin sözleşmenin yapıldığını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davalının tanık deliline muvafakat etmediği, davalının imzasını içeren sigorta poliçesinin bulunmadığı, davalının kaza yapan aracına ödeme yapılmadığı, alacak miktarına göre davanın yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan prim alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK.nun 1263 ncü maddesi uyarınca sigorta sözleşmesi hiçbir şekle tabi tutulmamıştır. Kural olarak kişilerin karşılıklı ve birbirlerine uygun irade açıklamalarıyla sigorta sözleşmesi oluşur, sözleşmenin yazılı belgeye bağlanması ancak, ispat hukuku açısından önem taşır ve HUMK.nun 288 vd. maddelerinde düzenlenmiş şekilde kanıtlanması gerekli ve yeterlidir.
Somut olayda, davalı, kasko sözleşmesini davacı acenteye yaptırmadığını savunmuş ise de, davalıya ait aracın tüm ruhsat bilgilerini içerir kasko sigorta poliçesi dosya arasında bulunduğu gibi, 22.06.2001 tarihinde davacı acenteye gittiğini, yine 22.01.2002 tarihinde yapmış olduğu kazadan sonra, primini ödemediğinden dolayı kasko sözleşmesinin akıbetini öğrenmek için davacı acenteye tekrar gittiğini ve 50.000.000.-lira verdiğini bizzat beyan etmiştir.
O halde, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde sigorta sözleşmesinin kurulduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yerinde görülmeyen yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy