(6762 S. K. m. 416, 417)
Dava:Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.02.2001 tarih ve 2000/198-2001/98 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete ortak olan müvekkilinin hissesini 07.05.1998 tarihli noter senedi ile dava dışı A.'e devrettiğini, devrin karar defterine kayıt edildiği gibi diğer ortağında muvafakatının bulunduğunu, devir işleminin devralan adına ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmediğini ileri sürerek, hisse satışının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi, duruşmada hisse devrinin doğru olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara doğrultusunda, davanın kabulü ile davacının, davalı şirketteki hissesini 07.05.1998 tarihinde dava dışı A.'e devrettiğinin tespitine, bu hissenin devralanın adına ticaret siciline kayıt ve tescili ile şirket pay defterine yazılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, pay devir sözleşmesinin ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
1- Kısa kararda, davacının hisse devrinin ticaret siciline tesciline karar verildiği halde gerekçeli kararda, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratacak şekilde ayrıca, şirket pay defterine yazılmasına karar verilmiş olması, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü gerekmiştir.
2-Öte yandan, mahkemece, davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürünce, devir keyfiyetinin yargılama sırasında kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacı tarafından payın devri iddia edildiğine göre, payı devralan dava dışı A.'in iş bu davada hasım olması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, davacıya payını devrettiği dava dışı A.'e yönelik dava açılması için süre verilmek, açıldığında işbu dava ile birleştirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçelerle karar verilmesi de kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy