(1086 S. K. m. 382, 388, 389)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2003 tarih ve 2001/1330-2003/170 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile A. Bankası arasındaki ömür boyu aylık gelir sözleşmesi uyarınca bağlanan gelirin ülkenin ekonomik durumuna göre çok düşük kaldığını ileri sürerek, gelirin aylık 378.880.000.TL.ya çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davanın açıldığı tarihte uyarlama koşullarının bulunduğu ancak sözleşmenin dava sırasında 28.12.2001 tarihinde davalı tarafından feshedildiği, dava tarihi ile fesih tarihi arasında sözleşmenin uyarlanması gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile, dava tarihi 27.02.2001 ile fesih tarihi 28.12.2001 tarihleri arasında davacıya bağlanan aylık gelirin 350.809.000.TL. olarak ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ömür boyu gelir bağlama sözleşmesinin uyarlanması istemine ilişkindir.
HUMK.nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiş bulunmaktadır. Özellikle, kararda incelenen olaylar ve hukuki sorunlar tek tek açıklanmalı, hükümle maddi olaylar arasında köprü vazifesi gören gerekçe açıklanmalıdır. Kararın, hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması, birbirine uygun olması esastır. Somut olayda mahkemece kısa kararda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararda ise, dosya kapsamına uygun olmayacak şekilde daha önceden davanın kabul edildiğinden, kararın Yargıtay'ca bozulduğundan bahsedilerek bozma ilamına uyularak karar verildiği açıklanmıştır. Ancak, dava ilk defa esastan karara bağlanmış olup, daha öncesinde Yargıtay denetiminden geçmemiştir. Dosya kapsamıyla uygun olmayan olaylardan bahsedilerek gerekçe ile hüküm arasında uyumsuzluk yaratılmıştır. O halde, mahkemece, HUMK.nun 382 ve devamı maddelerine uygun hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bunun yanında, böyle bir davada sözleşmenin uyarlanmasına karar verebilmek için hüküm tarihinde dahi sözleşmenin ayakta kalması zorunludur. Dava konusu olayda ise, davalı bankanın devir edildiği T.C. Z. Bankası yönetim kurulunun 14.11.2001 tarihli kararına dayanılarak, Tasfiye Halindeki T. E. Bankası A.Ş. Tasfiye Kurulu tarafından verilen 28.12.2001 tarihli karar ile dava aşamasında sözleşmenin fesih yolu ile ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda uyarlama koşulları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy