(1086 S. K. m. 281)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.2003 tarih ve 2002/436-2003/664 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, işyeri sigortası ile sigortalı olan dava dışı eczanede, davalı şirketin taktırdığı reklam panosu yüzünden çıkan yangında oluşan 1.731.000.000 TL hasarın sigortalısına ödediklerini, yangının çıkmasında davalı şirketin ihmal ve kusurunun bulunduğunu, başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, reklam panosunu D. Ltd. Şti.nden aldıklarını, varsa bu şirketin kusurlu olduğunu, davanın bu şirkete ihbarının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, olayda sigortalı eczane sahibinin %20 kusurlu, bunun dışındaki davalı ve ihbar olunanın toplam %80 kusurlu oldukları, aralarındaki farkın kendi aralarındaki rücu hususunda önem taşıdığı gerekçeleriyle, davanın %80 kusura göre kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hasar ve kusurun belirlenmesi amacıyla bilirkişi kurullarından raporlar alınmış ise de hükme esas alınan sonuncu bilirkişi incelemesi usule uygun yaptırılmadığı gibi, düzenlenen raporlarda da kendi arasında çelişkiler taşımaktadır.
HUMK.nun 281/II nci vd. madde hükümlerinde, birden fazla bilirkişi ile yapılacak incelemenin usulü düzenlenmiştir. Bilirkişilerin raporu yazılı vermesi gereken hallerde, konuyu bir arada görüşerek, rapor hazırlamaları ve ancak muhalif kalan varsa bunun ayrı bir rapor vermesi gerekir. ( Bkz. B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Ankara, 1980, s.1893 ) ( Y.HGK.'nun 3.3.1971 gün ve 4/208-118 sayılı ve Dairemizin 2003/12933 E.-2004/11188 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. )
Mahkemece, anılan usul hükümlerin aykırı olarak, hükme esas alınan üçüncü bilirkişi incelemesinde, dosya üzerinden üçlü kuruldan rapor istenilmiş, bilirkişilerden ikisi ayrı üçüncüsü ayrı olmak üzere iki ayrı bilirkişi raporu alınmış olup, bu raporlarda da kısmen çelişkiler bulunduğu görülmüş, bu çelişki mahkemece aşılarak hüküm kurulmuştur.
Bu durumda mahkemece, bilirkişi kurulundan, kusur durumunun birlikte değerlendirildiği, anılan usul hükümlerine uygun olarak ek rapor düzenlettirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2 )Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy