(1163 S. K. m. 8, 9) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.10.2003 tarih ve 2002/795-2003/632 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyeliğine kabul edilerek, kooperatife aidat ödemesine rağmen, davalının müvekkili hakkında üye olmadığını iddia ederek muaraza yarattığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatifin 121 no'lu üyesi olduğunun tespiti ile taraflar arasındaki muarazanın men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının muaraza konusu kooperatif hissesini kimden devraldığının anlaşılmadığını, davacının hiçbir şekilde müvekkil kooperatifin üyesi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, meşruhatlı davetiyeye rağmen davalı kooperatife ait kayıt ve defterlerin mahkemeye ibraz edilmediği, bu durumda, davacının ibraz ettiği belgeler ile davalı kooperatifin üyesi olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ile taraflar arasında bu hususta mevcut bulunan muarazanın men'i istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı kooperatifteki 121 no'lu üyelik hakkını dava dışı İ. Seyahat ve Turizm Tic.A.Ş.den 3.7.2002 tarihli sözleşme ile devraldığını, davalı kooperatifin bu sözleşme gereği üyeliğe kabul ve kayıt işlemi yaparak, aidat tahsil ettiğini ileri sürmüştür. Dosyaya sunulan devir sözleşmesi incelendiğinde, İ. Seyahat ve Turizm Tic.A.Ş.nin davalı kooperatifteki üyelik hak ve hissesini davacı Y.'a devir ve temlik ettiği anlaşılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 21.04.2004 tarih ve 5146/2 maddesiyle değişik 9 ncu maddesi, özel hukuk tüzel kişilerinin amaçları bakımından ilgilendikleri kooperatiflere ortak olabileceklerini düzenlemiş olup, değişiklik öncesinde özel hukuk tüzel kişilerinin kooperatiflere ortak olabilmeleri yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, 3.7.2002 tarihli sözleşme ile davacının kooperatif üyelik hakkını devir aldığı anonim şirketin, devir tarihi ve öncesinde kooperatif üyesi olamayacağı anlaşıldığından, davacının anılan devir sözleşmesine dayanarak üyelik iddiasında bulunması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak işi dava dışı şirket ile davalı kooperatif arasında hat devri karşılığı taşımacılık yapanlara davalı kooperatifte üyelik hakkı verilmesi konusunda yapılmış bir sözleşme bulunup bulunmadığının araştırılması ile bu yönde bir sözleşme olduğu takdirde, davacının kooperatif üyesi olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
Eğer, böyle bir sözleşmenin bulunmadığı anlaşılırsa, bu durumda da kooperatiflerde "Açık kapı ilkesi" geçerli olduğundan davacının davalı kooperatife ait ana sözleşmede yazılı üyelik şartlarını taşıyıp taşımadığı, kooperatife yatırdığı aidatın kooperatif kayıtlarına geçirilip geçirilmediği, kooperatifçe kullanılıp kullanılmadığı hususlarının araştırılarak kooperatife üye olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak, mahkemece bu yönlerde hiçbir araştırma yapılmadığı gibi, kooperatife ait defter ve kayıtların başka bir mahkemeye sunulmuş olduğu, geldiğinde ibraz edileceği davalı vekili tarafından 20.3.2003 tarihli celsede bildirilmesine rağmen, bu yöndeki iddianın doğruluğu araştırılmadan, dosyada mevcut delillere göre davacının üyeliğine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Bu nedenle kooperatife ait defter ve kayıtlar üzerinde, gerektiğinde kooperatifler konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yaptırılarak, davacının üyelik kaydı, üyeliğinin kabulüne ilişkin yönetim kurulu kararı ile aidat ödemeleri ve üye olduğunu gösteren bilgi ve belgelerin bulunup bulunmadığı hususlarında kapsamlı bir inceleme yaptırılarak, sonucuna göre davacının davalı kooperatif üyesi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy