(1086 S. K. m. 432/4, 434/2) (818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2003 tarih ve 2003/51-2003/822 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankaya olan borcunu ödemesine rağmen davalı banka ve Avukatı N. ağır kusurlu hareketleri sonucu maaşına haciz konulduğunu, bu durumun çalıştığı ortam itibariyle güvensizlik duyulmasına neden olduğunu ve Askeri Ceza Kanunu uyarınca ceza aldığını, olayda davalıların ağır kusurlu bulunduklarını ileri sürerek 10.000.000.000 TL. manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmemiştir.
Davalılar banka ve N. vekilleri, davacı hakkında yapılan icra takibinin 27.04.2002 tarihinde kesinleşmesine rağmen maaşına 27.05.2002 tarihinde haciz konulduğunu, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı borçlunun icra dosyasındaki borcunun tamamını 21.05.2002 tarihinde ödemesine rağmen, ödeme tarihinden sonra aynı borç nedeniyle davacının maaşına haciz konulduğu, bu nedenle davacıya disiplin cezası verildiği gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın bu davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı N. yönünden yerinde olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1-HUMK.'nun 434/2 nci maddesinde, temyiz isteğinin harca tabi olması durumunda harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Davacı tarafından davalının temyiz dilekçesine verilen cevabi dilekçede kararın kısmen bozulması istenilmişse de, temyiz istemine ait harcın yatırılmadığı, temyiz defterine kaydedilmediği dosyada yapılan inceleme sonucu anlaşılmış olduğundan, davacı tarafından süresinde verilmiş, usulüne uygun bir temyiz dilekçesinden söz edilemeyeceğinden, davacının HUMK.'nun 432/4 üncü maddesi hükmü uyarınca temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince:Dava, davacının davalı bankaya olan borcunu ödemesine rağmen, maaşına haciz konulması nedeniyle çalıştığı kurum tarafından uyarı cezasıyla cezalandırıldığı gerekçesiyle uğradığı manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı borçlu hakkında davalı banka tarafından 15.4.2002 tarihinde Malatya 3 üncü İcra Müdürlüğü'nün 2002/2194 E. Sayılı takip dosyası ile kullanmış olduğu maaş avansına yönelik olarak yapılan ilamsız icra takibine karşı davacının herhangi bir itirazda bulunmadığı, hakkındaki takibin 27.4.2002 tarihinde kesinleşmiş olduğu ve davacının maaşına dosya borcundan dolayı 22.5.2002 tarihinde haciz konulması isteminde bulunulduğu takip dosyası içeriğinden anlaşılmıştır. Dosyada mevcut davalı bankanın Malatya Şubesi tarafından verilen yazı cevabında, icra takibine konu borcun borçlu R. tarafından 21.5.2002 tarihinde ödendiği, borcun kapatıldığına dair yazının verilerek şube avukatına elden vermesinin istendiği, ilgili yazının avukata gitmediği takdirde icra işleminin devam edeceği hususunun ayrıca bildirildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Davacıya çalıştığı kurum tarafından verilen uyarı cezası incelendiğinde, askeri personelin aşırı derecede borçlanamayacağı, bu hususun daha önce de davacıya tebliğ edilmesine rağmen, hakkında Malatya 3 üncü İcra Müdürlüğü'nün 2002/2194 sayılı dosya numarası ile icra takibi yapıldığının tespit edildiği ve bu konuda alınan savunma da yeterli bulunmadığından uyarı cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacının uyarı cezası alma nedeni, maaşına konulan haciz olmayıp, hakkında icra takibi bulunmasıdır. Davacının davalı bankaya borçlu bulunduğu, borcunu ödemediği ve bu nedenle icra takibine uğradığı hususlarında bir çekişme bulunmamaktadır. Yapılan icra takibi yasal olduğundan, davacının bu nedenle aldığı uyarı cezasından dolayı manevi zararının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı bankaya karşı açtığı manevi tazminat davasının yerinde olmadığının kabulü gerekmektedir. Ancak, davalı bankanın şubesine takibe konu borcun davacı tarafından 21.5.2002 tarihinde ödenmesine rağmen, davacının maaşına 22.5.2002 tarihinde haciz konulması talebinde bulunulması doğru değilse de, davacının doğrudan banka şubesine ödeme yapması karşılığında kendisine verilen yazıyı uyarıda bulunulduğu halde, davalı avukatına ulaştırmadığı, icra dosyasına ibraz etmediği anlaşıldığından, maaşına haciz konulmasına kendi kusurlu hareketiyle sebebiyet vermiştir. Buna göre, davacının manevi tazminat istemi hukuki dayanaktan yoksun olup, davanın mümeyyiz davalı banka yönünden de reddi gerekirken, yazılı şekilde davalı banka aleyhine manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin REDDİNE; ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Banka'ya iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy