(6762 S. K. m. 1283) (818 S. K. m. 42, 98)
Taraflar arasında görülen davada Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 3.4.2003 tarih ve 2002/978-2003/299 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait davalıya hırsızlık rizikosunda teminat altına alan "İşyeri Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı işyerinde, hırsızlık sonucu 70.000.000.000.- TL emtiasının çalınmasına rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, tutulması gereken kayıtların düzenli tutulmadığı, dava dışı şirketin hırsızlık olayından önce fatura kestiği, kayıtlara hırsızlık olayından sonra geçirildiği, düzenlenen belgelerin gerçeği yansıtmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, işyeri paket sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı TTK' nun 1283'üncü maddesi uyarınca, gerçek zararı ödemekle yükümlü olup, davacı hırsızlık öncesi davacı işyerinde iddia edilen miktarda emtia bulunmadığını savunmuş, delil listesinde miktar bakımından davacı defterlerine de dayanmıştır.
BK'nun 98/2'nci maddesi yollamasıyla, aynı kanunun 42'nci maddesinin ilk cümlesi hükmüne göre, zararın gerçek miktarını kanıtlamak yükü davacı sigortalıya düşmektedir.
Davacı taraf hazırlık soruşturması sırasında işyerinden çalınan eşyaların listesini vermiştir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek, davanın reddi cihetine gidilmiştir. Oysa, davacının işyerinden hırsızlık olgusu görgü tespit tutanağı ile sabittir.
Bu durumda, mahkemece davacı tarafa, iddia ettiği miktarın ispatı bakımından başkaca (her türlü) delilleri varsa ibraz ettirilmesi, ibraz ettiğinde değerlendirilmesi, bu yolla dahi gerçek zararın miktarı kesin olarak saptanamaz ise, BK'nun 42'nci madde son cümle hükmü uyarınca mahkemece, uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy