(818 S. K. m. 41, 44)
Dava:Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.12.2003 tarih ve 2002/1655-2003/1789 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait hesapta .bulunan 2500 İngiliz Sterlini miktarın davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle 3. bir kişiye ödenmiş olduğunu ileri sürerek 2500 Sterlin'in çekildiği 24.11.1998 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gerekli belgeler ibraz edildiğinden davacıya hesaptaki paranın ödendiğini, ayrıca davacının belgeleri saklama konusunda gerekli özen ve dikkati göstermediğinden kusurlu olduğunu, faiz isteminin yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucu, Dairemizce davacının da olayda kusurlu bulunduğu gerekçesiyle yapılan bozmaya mahkemece uyularak sürdürülen yargılama sonucu davacının hesap cüzdanının çalındığı hususunu süresi içinde bankaya haber vermediği bu nedenle davacının da olayda 1/3 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 1.666, 66 Sterlin'in 5.2.1999 tarihinden itibaren %7 sterlin faizi ile davalıdan alınmasına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıya ait hesapta bulunan paranın bankanın kusuru sonucu başkasına ödenmesi nedeniyle ödenen paranın faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Dairemiz tarafından verilen 24.6.2002 tarih ve 2002/3894 E.-6457 K.sayılı bozma kararında, davacının da bankaya ilişkin özenle saklaması gereken belgelerini saklamada gerekli özeni göstermediğinin anlaşılmasına nazaran olayda müterafik kusurlu olduğu, bu itibarla davacının bu olayda ağırlıklı olarak müterafik kusur oranının bilirkişilerden ek rapor alınarak tespiti gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma sonrası yapılan 17.2.2003 tarihli celsede, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, davacının bu olayda ağırlıklı olarak müterafik kusur oranının belirlenmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Buna göre, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmek suretiyle davalı taraf yararına "usuli kazanılmış hak" doğmuştur. Bu itibarla, mahkeme tarafından bozma kararında belirlenen esaslar doğrultusunda yargılamaya devam olunarak, hüküm kurulması gerekmektedir. Bozma kararı sonrasında sunulan ek raporda, bankaya ait belgelerini saklamakta gerekli özeni göstermediği gerekçesiyle davacı için belirlenen kusur oranı 1/3 olup, mahkemece bu kusur oranına göre karar verilmesi sonucu, uyulan bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Bozma kararında davacının bu olaydaki ağırlıklı müterafik kusurunun tespiti istenildiğine göre, mahkemece yaptırılacak incelemenin bu yönde olması gerekirken, davacıya daha az oranda kusur atfeden bilirkişi kurulu raporuna göre karar verilerek, bozma içeriğine aykırı sonuca ulaşılması doğru görülmediğinden, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy