(6762 S. K. m. 1301) (2004 S. K. m. 67/1)
Dava:Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.11.2003 tarih ve 2003/623-2003/983 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraflar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece itirazın iptali davasının İİK.nun 67/1 nci maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu takip dosyası incelendiğinde, borçlu H. Sigorta A.Ş.ne ödeme emrinin 19.06.2000 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirketin takip dosyasına Şişli 6 ncı İcra Müdürlüğü'nün 21.06.2000 tarih ve 2000/353 sayılı muhaberat kaydıyla itiraz ettiğini 16.08.2000 tarihinde takibin yapıldığı İstanbul 3 ncü İcra Müdürlüğü'ne bildirdiği görülmüştür. Buna göre, davacı vekilinin takip dosyasında işlem yapılmasını istediği 27.07.2000 tarihinde dosyada borçlu sigorta şirketinin itiraz dilekçesi bulunmadığı gibi, itiraz ettiğine dair bilgilendirme yazısı dahi bulunmayıp, bu nedenle davacı vekili tarafından bu borçluya dosya borcunu bildiren muhtıra çıkarılması istenmiştir. Ayrıca, itirazın iptali davasını düzenleyen İİK.nun 67/1 nci maddesinde, alacaklının bu davayı itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde açabileceğinin açıkça belirtilmiş olması karşısında, davacı alacaklıya borçlu sigorta şirketinin takibe itiraz ettiği hususunda yapılmış bir tebligat bulunmadığından, dava açma süresi olan bir yıllık sürenin geçirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden açılan itirazın iptali davasının esasına geçilerek, yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın bir sene içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy