(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 75/2, 179/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.12.2003 tarih ve 2003/804-2003/1388 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkil kooperatifin ortağı olduğunu, önceki dönemlere ait ödenmemiş aidat borçları, gecikme faizi ve işlemiş faiz toplamı 1.794.800.000 TL nın tahsili için yapılan takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının ödeme tarihine kadar aylık %15 temerrüt faizi ile alacak ve icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi ve itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödeme gücü olmadığı için ödeyemediğini, başvurup ayrılmak istediğini bildirdiğini, ancak bunun kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı ve davalı vekilinin kabulüne göre, aidat bedelleri, gecikme faizi toplamı olan 1.794.800.000. TL.nin dava tarihinden %15 aylık faizi ve icra inkar tazminatının tahsiline ve itirazın iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmişlerdir.
1- Dava, dava dilekçesi ve mahkeme kararına göre açıkça, kooperatif aidat alacağının tahsiline ilişkin olarak hem alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve hem de alacağın tahsiline ilişkin alacak davası olarak açılmış ve karara bağlanmıştır.
Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre, icra takibine yapılan itirazın iptali davası ile bir alacağın tahsili amacı ile açılan alacak ( tahsil )davası nitelikleri ve sonuçları itibarı ile farklı dava türleridir. Zira, ilk dava türü tamamen icra takibine dayalı olarak, takip edilen alacağın İİK.nun 67 nci maddesi hükmü çerçevesinde ve takip talebine bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya kötüniyet tazminatı ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucu doğururken, tahsil davası sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür. Bu durum karşısında, her iki dava türü birlikte yürütülemeyeceğine göre, mahkemece HUMK.nun 179/3 ve 75/2 nci maddeleri uyarınca, ilk önce davacı tarafa davanın istek sonucunu teşkil eden, icraya vaki itirazın iptali veya alacağın tahsili davalılarından birine hasrettirilerek, tercihine göre, dava sonuca bağlanmalıdır.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, ( 2 )numaralı bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy