(6762 S. K. m. 1301) (2004 S. K. m. 194) (2918 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2003 tarih ve 2001/357-2003/1751 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan G. Sigorta A.Ş. vekili ile M., T. ve Z. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalılar G. Sigorta A.Ş. vekili ile M., T. ve Z. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar M., T. ve Z. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir ve yargılama sırasında davalı A. Sigorta A.Ş.nin 07.02.2003 tarihli mahkeme kararı ile iflasına karar verilmiştir.
İİK.nun 194 ncü maddesi uyarınca iflasın açılması, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili tüm hukuk davalarını, acele olanlar istisna olmak üzere, ikinci alacaklılar toplantısından on ( 10 )gün sonrasına kadar durdurur. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresinin aldığı müflisin taraf bulunduğu davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespit bakımından iflas idaresine imkan sağlamaktadır. Bunun için de öncelikle iflas organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir.
Bu durumda mahkemece bir ara kararı ile davanın ikinci alacaklılar toplantısından on ( 10 )gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesi, o tarihten sonra davaya devam edilmesi gerekirken, davalı A. Sigorta A.Ş. yönünden de işin esasına yönelik karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davalı G. Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince, 2918 sayılı KTK.nun 96. maddesinde zarar görenlerin tazminat alacaklarının sigorta sözleşmesinde öngörülen limitten fazla olması halinde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltilebileceği tazminat talebinin, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulacağı düzenlenmiştir. Somut olayda da Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde başka hak sahiplerince, murislerinin vefatı dolayısıyla davalı sigortacıdan destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, mahkemece poliçe limitinin tamamı olan ( 1.000.000.000 )TL. üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, ancak kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar 23.09.2003 tarihli oturumda mahiyeti itibariyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bu davanın garame hesabının söz konusu olamayacağına karar verilmişse de, davalı sigortacı tarafından poliçe limitlerinin maddi ve bedeni ayrımı yapılmaksızın ( 1.000.000.000 )TL. olarak belirlendiği ve garame hesabının yapılması gerektiği savunulmuştur. Mahkemece davalının bu savunması değerlendirilmemiştir. O halde davalının savunması değerlendirilip davalı hakkındaki diğer dava da gözetilerek akıbetinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar M., T. ve Z. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A. Sigorta A.Ş. yararına, ( 3 )nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı G. Sigorta A.Ş.yararına kararın BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalılardan M., T. ve Z. 'den başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy