(818 S. K. m. 47) (1136 S. K. m. 169) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2003 tarih ve 2003/53-2003/124 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 24.01.1998 tarihinde meydana gelen kazada, müvekkilleri R. ve M.'nın evlatları ile E. ve V.'ın anne ve babasının vefat ettiklerini, maddi ve manevi büyük zarara uğradıklarını ileri sürerek yapılan ıslah sonucu E. için 15.304.300.152 TL. V. için 3.855.366.876 TL. maddi ve E. için 10.000.000.000 TL. V. için 5.000.000.000 TL, R.n ve M. için de ayrı ayrı 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı M. A., kazayı yapan aracın maliki olduğunu, aracını kullanan S. A.'ın olayda kusuru bulunmadığını, istenilen tazminatların fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı S., kaza sırasında diğer davalı S. A. ile aynı araçta olduğunu, kazadan dolayı hukuki sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı İ. Sigorta A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olup, kaza tarihi itibariyle azami teminatının kişi başına 1.500.000.000 TL. olduğunu savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı V. için 3.855.366.876 TL, E. için 15.304.300.152 TL. maddi tazminatların olay tarihinden itibaren yasal faizleriyle davalılar S. A. ve M. A. ile limit dahilinde dava tarihinden yasal faiziyle davalı İ. Sigorta A.Ş.'den müteselsilen tahsiline, 2.000.000.000 TL. E. için, 1.000.000.000 TL. V. için 500.000.000'er milyon TL. R. ve M. için manevi tazminatın davalılar M. A. ve S. A.'dan olay tarihinden itibaren yasal faiziyle alınmasına, M. A. ile ilgili madde ve manevi tazminatı taleplerinin reddine, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davasının da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız eylemden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Manevi tazminat, bozulan manevi ruh düzenini tekrar eski hale getirecek tutarda bir paranın ödenmesinden ibaret olmasına göre eylem ile ödenecek para arasında uygun bir orantı bulunması gerekir. Özellikle duyulan elem ve ızdırabın derecesi, haksız eylem ile meydana gelen sonucun ağırlığı manevi tazminatın takdirinde göz önünde tutulması gereken unsurlardır.
Dava konusu somut olayda, davacılar çocukları ile anne ve babalarını kaybetmişlerdir. Olayın oluşumu, zararın ağırlığı, olay sonucu süresiz ve giderimi olanaksız şekilde ömür boyu duyulacak bir elem ve manevi acının oluştuğu hususları dikkate alınarak, meydana gelen manevi zarara uygun bir tazminata karar verilmelidir. Hakimin olayın özelliklerini göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olarak kabul edilmemekte ise de, zarar görenlerin acılarının kısmen de olsa telafisi ve zarara uğrayanlarda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tutarda olmalıdır. Davaya konu olayda takdir edilen manevi tazminat miktarları oluşan manevi zararın ağırlığına göre tatmin edici olmaktan uzaktır. Bu nedenle, menfaatler dengesine daha uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı miktarlarda manevi tazminat takdiri isabetli olmamış ve kararın bu nedenle davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Öte yandan mahkemece, davalılar vekilleri yararına 1.264.463.312 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacı taraflar, gerek dava dilekçesinin içeriğinde gerekse ıslah dilekçesinde sigorta şirketinin sigorta limitleri olan miktarlarla sınırlı olarak sorumlu tutulmasını istemişlerdir. Mahkemece, davalı sigortanın limitle sınırlı sorumluluğuna karar verilmiştir. Buna göre, davalı sigorta yönünden reddedilen dava miktarı olmadığından vekili yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, kabul şekline göre de; diğer davalılar yönünden de hükmedilen vekalet ücreti tarife hükümlerine uygun değildir. Maddi tazminata yönelik istemler tamamen kabul edilmiştir. Manevi tazminatın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/2 nci maddesinde, manevi tazminatın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına Tarifenin 3 ncü kısmına göre belirlenecek vekalet ücretinin davacı vekili yararına belirlenen miktarı geçemeyeceği yönündeki hüküm dikkate alınarak davalılar vekili yararına Tarife'nin açıklanan maddesindeki ilkeye uygun vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, buna uymayan vekalet ücretinin hüküm altına alınmış olması doğru görülmediğinden, kararın bu nedenle de davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 )ve ( 3 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy