(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 409/5, 432/4, 434/2) (818 S. K. m. 133/2) (2918 S. K. m. 109/1)
Dava:Taraflar arasında görülen davada Fethiye Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.05.2003 tarih ve 2002/234-2003/455 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı A. Sigorta vekili ile N. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araca davalıların sürücüsü ve sigortacısı oldukları aracın tam kusurlu olarak çarptığını, sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek ödenen 804.000.000 TL.sının ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı N., davanın zamanaşımına uğradığını, üzerine atılı kusur oranının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A. Sigorta A.Ş. vekili, kazaya neden olan davalıya ait aracın kaza tarihini kapsayan poliçesinin bulunmadığını, bu sebeple müvekkil şirketin sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı N.'ın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı sigorta şirketi vekilleri ile davalı N. temyiz etmişlerdir.
1-HUMK.'nun 434/2 nci maddesinde, temyiz isteğinin harca tabi olması durumunda harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından katılım yolu ile temyiz isteminde bulunulmuşsa da, temyiz istemine ait harcın yatırılmadığı, dilekçenin temyiz defterine kaydedilmediği dosyada yapılan inceleme sonucu anlaşılmış olduğundan, davacı vekili tarafından süresinde verilmiş, usulüne uygun bir temyiz dilekçesinden söz edilemeyeceğinden, davacı vekilinin HUMK.'nun 432/4 üncü maddesi hükmü uyarınca temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve açılmamış sayılmasına karar verilen dosyanın incelenmesi sonucu, kazaya neden olan aracın kaza tarihinde davalı A. Sigorta A.Ş.ne zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı olduğunun anlaşılmasına göre, davalı A. Sigorta A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Davalı N.'ın temyiz itirazlarına gelince; davalı yasal süre geçtikten sonra davaya verdiği cevabında davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, bu nedenle reddini istemiştir. Davalının yasal süresinden sonra yaptığı zamanaşımı def'ine yönelik olarak davacı tarafından savunmanın genişletildiği yönünde bir itirazda bulunulmamıştır. Bu nedenle, mahkemece öncelikle davalının zamanaşımı def'inin incelenerek, sonucuna göre davalı N.'ın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, bu yön üzerinde durulmaksızın, davalı aleyhine hüküm kurulması doğru değildir. Davaya konu kaza, 19.03.1999 tarihinde meydana gelmiştir. Bu kaza ile ilgili olarak davalı aleyhine açılan 16.6.2000 tarihli ilk davanın, HUMK.nun 409/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmekle, dava açılması ile meydana gelen hukuki etkiler ortadan kalkacağından, Borçlar Kanunu'nun 133/2 nci maddesinde düzenlenen zamanaşımının dava açılması nedeniyle kesilmesine ilişkin hükmün somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Buna göre, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/1 inci maddesinde düzenlenen motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilme tarihinden itibaren başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinin, somut olayda, kaza tarihi olan 19.03.1999 tarihi ile derdest dava tarihi olan 17.04.2002 tarihleri arasında dolmuş olduğu anlaşıldığından, itiraza uğramayan zamanaşımı def'i nedeniyle davalı N. hakkındaki davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın davalı N. yararına bozulması gerekmiştir.
4- Bozma neden ve şekline göre de, davalı N.'ın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 maddesi uyarınca reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A. Sigorta vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı N.ın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, ( 4 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı N.'ın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.500.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 33.316.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Sigorta'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı Nadir'e iadesine, 23.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy