(818 S. K. m. 58, 162) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.09.2003 tarih ve 2002/491-2003/935 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2005 günde davacı avukatı Emre Demir gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediği, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline sigortalı iş makinelerinin davacıya ait işyerinin çökmesi nedeniyle uğradığı hasarın tazmin edildiğini ileri sürerek (20.715.000.000) TL.'nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait binanın aşırı kar yağışı nedeniyle çöktüğünü BK.'nun 58. maddesindeki kusursuz sorumluluk hali bulunmadığını, davacının sigorta ettiren kiracının kusurlu olduğunu, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara, keşif ve bilirkişi raporuna dayanılarak, rizikonun kar ağırlığından kaynaklandığı halde poliçede bu tür rizikoya karşı sigorta güvencesi verilmediği, sigorta sözleşmesi kapsamı dışında davacının yaptığı tazminat ödemelerinin TTK.'nun 1301. maddesi uyarınca rücu olanağı kazandırmayacağı, sigortalıca davacıya temlikname verilmiş ise de davalı tarafın muvafakati olmadığından davanın sigortalının açabileceği tazminat davası olarak görülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacıya sigortalı makine ve ekipmanın kira ilişkisine dayalı olarak bulunduğu davalıya ait binanın çökmesiyle oluşan rizikodan dolayı ödenen sigorta tazminatının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iki inşaat mühendisi ve bir hukukçudan oluşan bilirkişilerce keşif sonrası verilen raporda binanın kar ağırlığına bağlı olarak çöktüğünün belirtilmesinden hareketle poliçede kar ağırlığı güvencesi bulunmadığı, sigorta ettirence bilirkişi raporundan sonra verilen temliknameye davalının muvafakat etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
08.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda, davalıya ait binanın betonarme sisteminin ve çatı konstrüksiyonunun teknik şartlara uygun yapılmadığı, kesitlerin dirençsiz malzemeden ve kötü işçilikle yapıldığı, buna bağlı olarak çatıda biriken karın ağırlığı ile binanın çöktüğü bildirilmiştir. Bu durumda, rizikonun kar ağırlığı teminat niteliği taşımadığı, binanın olağan dış etkenlerle elverişsiz biçimde kötü yapımından kaynaklandığı, davalının B.K.'nun 58. maddesi uyarınca zarardan sorumlu olduğu düşünülmeden bilirkişi raporundaki tespitler yanlış anlam verilerek davanın reddi isabetsizdir.
Öte yandan, dava dışı sigorta ettirence tazminat ödenirken imzalanan ibranameden ayrı olarak düzenlenen 05.06.2003 tarihli temliknamenin B.K.'nun 162/1 maddesi uyarınca davalının rızası aranmaksızın genel hükümlere göre davacıya sigorta ilişkisinden doğan halefiyet sıfatı dışında da dava hakkı kazandırdığı gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, kararın bu yön bakımından da bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy