(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.10.2003 tarih ve 2000/242-2003/1173 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken, sonradan ortaklıktan ayrıldığını, ayrılırken kooperatif tarafından şimdiye kadar ödemiş olduğu bedellere karşılık olarak kendisine 30.09.1998 tarihli ve 355.000.000.-TL bedelli senet verildiğini, ancak senet bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın vade tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının istifa ettiğine dair yönetim kurulu kararının bulunmadığını, 16.05.1999 tarihli genel kurulda ödemelerin ertelenmesi kararı alındığını, kooperatifin müteahhitle olan sözleşmesinin fesh edildiğini, eski yönetimin kanuna ve ana sözleşmeye aykırı düzenlediği senetler nedeniyle icra takiplerinin bulunduğunu, davanın muaccel olmayan alacağa ilişkin olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 12.03.2000 tarihli genel kurulda ödemelerin 2 yıl ertelenmesine karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çıkma payı karşılığı verilen bono bedelinin tahsiline ilişkindir. Davacı kooperatif ana sözleşmesinin 13 ncü maddesine göre, ortaklıktan çıkma isteminin kooperatife yazı ile yapılması, 15 nci maddesine göre ise, ayrılan ortağa yatırdıklarının bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde verilmesi gerekmektedir. Görüldüğü gibi ortaklıktan çıkma, ortaklığın kabulüne bağlı tutulmamıştır. Ayrılma iradesinin yazı ile bildirilmesi istifanın gerçekleşmesine yeterlidir. Öte yandan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17 nci maddesine paralel bir düzenleme taşıyan ana sözleşmenin 15 nci maddesi ise, kooperatif yönetiminin bu konuda yapacağı farklı bir uygulamayı geçersiz kılmaya tek başına elverişli değildir.
Dosya içeriğinden, davacının 12.03.1998 tarihinde davalı kooperatif üyeliğinden istifa ettiği, o tarihe kadar yatırdıklarına karşılık ise davalı kooperatifin o tarihteki yöneticilerinin dava konusu yapılan 355.000.000.-TL bedelli ve 30.09.1998 tarihli senedi düzenleyip davacıya verdikleri anlaşılmıştır.
Davacı, kooperatifin istifa tarihindeki yönetiminin, ana sözleşmenin 15 nci maddesine aykırı olarak, bilanço tarihini beklemeden, ayrılan ortağa yatırdığı aidatları ödeme amaçlı olarak bono keşide etmesi, kooperatifi bağlaması gereken bir anlaşma mahiyetindedir. Davalının önceki yönetim kurulu ile işbirliği içinde olduğu ve bu suretle kooperatife zarar vermeğe çalıştığı bulunduğu iddia ve ispat edilmediğine göre, yönetim kurulunun yaptığı hatalı işlem, kooperatifin iç ilişkisi niteliğini taşımakta olup davacıyı ilgilendirmez.
Mahkemece açıklanan esaslar dairesinde, dava konusu bonodan dolayı davalı kooperatifin davacıya borçlu olduğunun kabulünün gerektiği nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy