(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tosya Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2003 tarih ve 2003/214-2003/272 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, maliki ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkillerinin maliki ve sürücüsü olduğu araca çarpması sonucu 1.600.000.000 lira hasar oluştuğunu, müvekkillerinden Erdoğan'ın kendisi için 150.000.000 lira tedavi gideri harcadığını, otelde kalmak zorunda kalan yakınları için Erdoğan'ın 75.000.000 TL. ödeme yaptığını ileri sürerek, toplam 1.825.000.000 lira maddi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, müvekkilinin verdiği İMSS teminatına sıra gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın davalılardan Ramazan bakımından kısmen kabulüne dair verilen karar, Yargıtay 4 ncü Hukuk Dairesi'nce davacı yararına bozulmuş, bozmaya uyumuş, davanın davalılardan Ramazan ve sigorta bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminat alacağına ilişkindir.
Dosyada mevcut poliçelere göre, davalılardan sigorta şirketi, hasar veren araç için sadece İMSS. teminatı vermiş olup, ZMSS. poliçesini ise dava dışı başka bir sigorta şirketi düzenlenmiştir. Mahkemece daha önce verilen ve bozulan kararda, tüm davalılar bakımından davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekilince davalılardan sigorta aleyhine de açıkça temyiz edilmiş ise de, Yargıtay 4 ncü Hukuk Dairesi'nce verilen bozma ilamında, davacı vekilinin sigortaya yönelik temyiz itirazları ne kabul edilerek, hüküm davacı yararına bozulmuş, ne de açıkça reddedilmiş, ne de incelemesine gerek görülmediği belirtilmiştir. Bu durumda, davanın reddine ilişkin hükmün, davalılardan sigorta bakımından kesinleştiğinin kabulü mümkün değildir. Nitekim, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, olumlu ya da olumsuz hüküm tesis edilmeyen hallerde, kesin hükmün varlığından söz edilemez. Bu itibarla, mümeyyiz davalı vekilinin aksi yöndeki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bu saptamadan sonra, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları 1 nci maddesine göre, bu tür sorumluluk sigortasını yapan sigortacı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı hadlere kadar temin etmekle yükümlüdür.
Mahkemece hükmedilen 225.000.000 lira tedavi giderlerine ilişkin limit, olay tarihini kapsayan ZMSS poliçesinde, 1.500.000.000 lira olup, bu kalem istemin davalılardan sigorta bakımından reddi gerekirken, kabulü doğru olmamıştır.
Diğer yandan, mahkemece, hükmedilen 500.000.000 lira araç hasarına ilişkin limit, aynı ZMSS. poliçesinde 250.000.000 lira olup, davalılardan sigorta bu limitin olay tarihi itibariyle 500.000.000 lira olduğunu savunmuştur. ZMSS. poliçesi 4.8.1998 olan olaydan önce 29.12.1997 tarihinde düzenlenmiş olup, olay tarihinden önce limit 1.1.1998 tarihi itibariyle arttığına göre, mahkemece, olay tarihinde geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası limiti belirlenmek suretiyle, ZMSS. teminatı üzerinde kalan miktar var ise, davalılardan sigorta şirketi, poliçesinde yazılı İMSS. teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulmak gerekirken, araç hasarına ilişkin eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy