(7201 S. K. m. 16, 17) (6762 S. K. m. 1301) (Tebligat Tüz. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2003 tarih ve 2003/674-2003/1045 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rucuen tazminat istemine ilişkindir.
7201 sayılı Tebligat Yasası'nın 16 ncı maddesi hükmüne göre, kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerden birine yapılır. Fakat, muhatap yerine tebligat yapılacak şahıs veya hizmetçinin onunla birlikte oturması zorunludur. ( Tebligat Tüzüğü'nün 22 nci maddesi ) Yine, aynı Yasa'nın 17 nci maddesi uyarınca, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerden birine yapılır.
Somut olayda dava dilekçesi, davalının işçisi sıfatıyla Osman Yurtseven adlı kişiye tebliğ edilmiştir. Ancak, sunulan belgelerden anılan kişinin davalının konutunun bulunduğu Özgün Sitesi Yöneticiliği'nin işçisi, sitede görevli bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Tebligat yapılan site görevlisinin birlikte oturulan kişilerden sayılmadığı, davalının işçisi konumunda da olmadığı anlaşıldığından dava dilekçesinin davalıya usulsüz olarak tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, dava dilekçesinin davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliği yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy