(6762 S. K. m. 56, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.10.2003 tarih ve 2001/1045-2003/578 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kozmetik alanında faaliyet gösteren müvekkilinin 'JAGLER' markasını tescil ettirerek ve tanıtarak kullandığını, davalının 'RANKAR' markasıyla müvekkiline ait markalı ürünlerin dış ambalaj ve kutularıyla biçim, renk, yazı karakteri gibi benzerlikler yaratarak iltibasa neden olacak şekilde ürünlerini piyasaya sunduğunu, özelikle deodorant ve parfümlerin ambalajlarının dizayn yönünden benzediğini ileri sürerek bu durumun haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, davalı ürünlerinin ve tanıtım vasıtalarının toplatılmasına, 5 milyar TL maddi ve 5 milyar TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tescilli markasıyla faaliyet gösterdiğini, davacı markasıyla hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ürünlerin mukayese yapılarak değerlendirildiği, isim ve renk farklılığı bulunduğu, orta düzey alıcının parfüm gibi ürünlerde marka tercihi yapmak suretiyle alım yaptığı, benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ambalaj ve dizaynlarda iltibas yaratıldığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacıya ait 'JAGLER' markasının 22.06.1992 tarihinden, davalıya ait 'RANKAR' ibareli markanın da 18.03.1996 tarihinden itibaren tescilli olarak deodorant ve parfüm emtialarında kullanıldıkları hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Çekişme, davalının piyasaya sunduğu kendi markasının taşıyan ürünlerinde davacıya ait markalı ürünlerin ambalaj ve dizaynlarında benzerlik yaratarak haksız rekabette bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, üç ayrı bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak ve en son alınan rapora itibar edilerek, ürünler arasında isim ve renk farklılığı olduğu, orta düzey alıcının parfüm alımında marka tercih edeceği, haksız rekabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Tarafların markaları arasında bir benzerlik olmadığı sabit olup, böyle bir iddia da ileri sürülmemiştir. Davacı vekili, müvekkili ürünlerinin ambalaj ve dizaynlarında benzerlik yaratıldığı iddiasına dayanmaktadır. TTK.nun 56 ncı ve 57/5 nci maddesi uyarınca başkasının mallarının ambalaj ve dizaynlarında da benzerlik yaratma hali, haksız rekabetin varlığının kabulünü gerektirir. Dosyaya sunulan kanıtlardan anlaşılacağı üzere davacı, davalıdan önce tescilli markasıyla uyuşmazlığa konu ambalaj ve dizaynları kullanarak ürünlerini piyasa sunmuştur.
Özelikle ikinci bilirkişi raporunda tarafların ambalaj ve dizaynlarının karşılaştırılmasında oldukça benzerlikler bulunduğu, kutu ambalajında; boyut, şekil-zemin ilişkileri, renk, çizgi ve bant etkisi, seçilen yazı ve harf tipleri, cam şişe tasarımında; boyut, doku, şişe ve logo rengi, kapak tasarımında ise biçimsel ve boyutsal benzerliklerin bulunduğu detaylı bir şekilde açıklanmış, benzerliğin zorunlu ve teknik nedenden kaynaklanmadığı, malların farklı izlenim yaratmadığı ifade edilmiştir. Esasen, birinci bilirkişi kurulunda ayrık rapor düzenleyen hukukçu bilirkişi de genel olarak benzerliğin olduğunu kabul etmiştir. Mahkemece, salt olarak ürün üzerindeki marka esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, davalının kendi ürünleri üzerinde davacıya ait ürünlerin ambalaj ve dizaynlarını benzetme iradesi, orta düzey alıcının karıştırma durumu, davalı ürünlerinin davacıya ait başka markalı ürünler olduğu izlenimi yaratıp yaratmayacağı ihtimali üzerinde durulmamış, karar gerekçesinde anılan hususlar tartışılmamıştır. Ayrıca, dosya kapsamından birinci bilirkişi kurulu içerisinde yer aldığı ve ayrık olarak rapor düzenlediği anlaşılan kozmetikçi bilirkişinin mazeret bildirdiği, rapor sunmadığı kabul edilerek değerlendirme yapılması da doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy