(6762 S. K. m. 341, 342) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İ Asliye 5 Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.12.2003 tarih ve 2001/668-2003/1676 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Şükrü nün genel müdür ve diğer davalı Turgay 'ın Hukuk İşleri Müdürü olarak görev yaptıkları dönemde yasa hükümleri ihlal edilmek üzere müvekkili aleyhine ve eski hakim ortakların menfaatine işlemler yaptıklarını, bu konuda Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulu Başkanlığınca hazırlanan raporun esas alındığını, İ. A.Ş. hisselerinin Ç. grubundan N. Holding grubuna devri sırasında yapılan devir sözleşmesi ile satış bedelinin tamamının banka kaynaklarından sağlandığını, devir sözleşmesinin 4.maddesinde Ç. Grubuna dahil firmalara 250.milyon USD.karşılığı kredi tahsis edileceği bununla sağlanan fonun tamamının Ç. Grubunun müvekkiline olan kredi borçlarının ödenmesi veya reeskont hesaplarındaki risklere karşılık bloke edilmesi için kullanacağını, böylece bankaya hiç nakit girişi olmaksızın borç nakli ile bankanın el değiştirildiğini, kredinin pasifte bloke edilmesinin nedeninin tahakkuk aşamasında doğacak olan KKDF ve BSMV yükümlülüğünden kurtulmak olduğunu, ancak hazinenin ikazı üzerine bu yükümlülüklerin müvekkilince yerine getirildiğini, bunun eski hissedarlardan tahsili için davalıların protokol düzenlediğini, protokolünde 5 yıl faiz ödemeli olarak davalılar tarafından yapılan sözleşme ile kararlaştırıldığını, bu şekilde davalıların şahsen müvekkilini zarar uğrattıklarını, ileri sürerek, 11.979.472.USD.nin dava tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı Ali vekili, müvekkilinin hazırladığı protokollerdeki imzanın metin olarak uygundur anlamını taşıdığını, protokolün tarafları olan banka ve Ç. grupları firmaların esasen TL. olan borçları dövize endekslenerek, kur farkı ödemeyi tercih ettiklerini ve bankanın bundan kazancı olduğunu, davacının aynı nedenle eski yönetim kurulu hakkında İ. 1. Asliye Ticaret Mah. nin 2001/83 esas sayılı dosya ile dava açtıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şükrü vekili, müvekkilinin genel kurullarda genel müdür olarak yaptığı işlemlerden dolayı ibra edildiğini, davanın yapılan devir sözleşmesi tarihlerine göre zamanaşımına uğradığını, BSMV ve KKDF borçlarının dövize çevrilerek tahsil yapıldığından davacının zararının doğmadığını, aynı taleple açılmış davanın derdest olduğunu, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından , davalılarca BSMV ve KKDF alacağının tahsili için yapılan protokolün banka lehine olduğu, kur farkının faiz getirisinden daha yüksek olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı bankanın Genel Müdürü ve Hukuk İşleri Müdürü olan davalılar hakkında, bankanın ödediği KKDF ve BSMV nin dava dışı eski hissedardan tahsili için yapılan protokolde alacağın uzun zamana yayılması ve faizsiz düzenlenmesi nedeniyle açılmış, sorumluluk davasına ilişkindir. TTK.nun 342 nci maddesinde genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir. Aynı kanunun 341.maddesi hükmüne göre de böyle bir davanın açılabilmesi için, genel kurulca davanın açılması yolunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bu durum usulü bir noksanlık olup, yargılama sırasında giderilmesi mümkün bulunduğundan mahkemece, H.U.M.K.nun 39. ve 40.maddeleri gereğince davacı vekiline, genel kurul kararı alma ve denetçilerden alacağı vekaletnameyi ibraz etmek üzere süre verilerek, ibrazı halinde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak davanın görülüp sonuçlandırılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş, bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy