(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 23, 85) (1086 S. K. m. 288, 292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.12.2003 tarih ve 2001-602/2003-652 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacı şirkete Amerika'dan gelecek üç konuk için müvekkili acenteden davalının satın aldığı üç biletin bedelini müvekkiline davalının ödediğini, biletlerden birinin bir yolcunun gelemeyeceği için iptali gerektiğinin müvekkiline iletilmesi üzerine hava yolu şirketinin, mazeretin belgelenmesi halinde ve daha sonra bilet bedelinin iade edilebileceğini bildirdiğini, gelemeyecek olan yolcu yerine davalının başka bir yolcu adını bildirmesi üzerine, 763.000.000.-TL bedelli yeni bilet ücretinin müvekkilince havayolu şirketine ödendiğini, davalının bu yeni ücret bedelini müvekkiline ödememesi üzerine başlattığı takibin itiraz üzerine durdurduğu ileri sürerek, itirazının iptalini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yeni bilet talebinin olmadığını, davacının takibe konu faturasının süresinde iade edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davalının iptal ettirdiği bilet yerine düzenlenen yeni biletin yazılı delil başlangıç niteliği taşıdığı, tanık beyanları ile iddianın kanıtlandığı esasen başka bir yolcunun seyahatinin maddi bir vaka olduğu ve tanık ile kanıtlanabileceği, davacının yeni bilet bedeli olan 763.000.000.-TL alacaklı olduğu, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının sattığını iddia ettiği uçak biletinin bedeline ilişkin faturaya dayalı alacağının tahsili için başlattığı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, özellikle bilete, kendi ticari defterlerine, faturanın iadesine ilişkin ihtarnameye dayanmış ve dava konusu bilete ilişkin talebinin olmadığını, faturanın süresinde iade edildiğini savunmuştur.
Bilet satımı, dolayısıyla bu bilete bağlı satış sözleşmesi taraflar arasında çekişmelidir.
Mahkemece, biletin yazılı delil başlangıcı olduğu kabul edilmiş ve buna bağlı olarak dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek, alacağın kanıtlandığı sonucuna varılmıştır. Oysa, biletin, aleyhine ibraz edilmiş olan davalı tarafından verilmiş bir belge olmadığı gibi davalının ticari defterlerinde de kayıtlı bulunmadığı, ayrıca faturanın süresinde davacıya iade edildiği dosya kapsamı ile sabit olup, biletin bu durumda yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, HUMK.nun 292/2' nci madde hükmü karşısında, kuşkusuzdur. Bu durumda hukuki işlem niteliğindeki faturaya davalı alacağının, aynı Kanun'un 288'nci madde hükmü uyarınca yazılı delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Kaldı ki, davalı taraf, tanık dinlenmesine muvafakat etmediğini de mahkemeye bildirmiştir.
Bilirkişi raporuna ve mahkemenin kabulüne göre, davacı defterleri usulsüz, davalı defterleri usulüne uygun tutulmuştur. Davalı defterlerinde, dava konusu fatura kayıtlı olmayıp, davacı lehine bir alacak kaydı bulunmamaktadır. Buna karşılık, davacının faturası defterlerinde kayıtlı ise de, bu kaydın davacı lehine delil oluşturması, TTK.nun 85 nci madde hükümleri karşısında mümkün değildir.
Bu durumda, davacı tarafın, iddia ettiği alacağını, dayandığı yazılı deliller ile kanıtlayamadığının kabulü gerekmektedir. Sözleşme ilişkisi de taraflar arasında çekişmeli olduğundan, TTK.nun 23 ncü madde hükmü uyarınca faturanın itiraza uğrayıp uğramadığı üzerinde durmaya da gerek kalmamaktadır. Kaldı ki, davalı süresi içerisinde faturayı davacıya iade etmiş olup, davacı, tekrar aynı faturayı daha sonra davacıya göndermiş ise de, davacı daha önce faturayı benimsemediğini ortaya koymuş olduğundan, davalının tekrar iade etmesine gerek bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, yazılı deliller ile alacağını kanıtlayamayan davacıya, dava dilekçesinde "her türlü delil" ibaresiyle dayandığı yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- İcra inkar tazminat isteminin, dava açılırken akıbeti bilinmediğinden harçlandırılması gereken kalemlerden biri olmadığı, zira dava konusunda davanın kabulü halinde alacağın nakit olması ve istem halinde hükmedilmesi gerektiği, dava dilekçesinde gösterilen harca esas değere göre bu kalem istemin esasen davacı tarafça harcının yatırılmadığının dikkate alınması, davalı lehine verilen vekalet ücretinin hesaplanmasıyla icra inkar tazminat isteminin reddine ilişkin miktarın göz önüne alınmaması gerekirken, aksine hüküm tesisi de doğru olmamış kabul şekli bakımından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekillerine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu yönlerden taraflar yararına BOZULMASINA, ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy