(6762 S. K. m. 447, 552)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.10.2003 tarih ve 2003/41-2003/1565 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalıların ortağı oldukları Son Petrol Ltd.Şti.nin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, bu amaçla düzenlenen 10.05.1997 tarihli protokolde toplam ( 6.143.000.000.- ) TL.nın müvekkile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalıların bu borçlarını ödemediklerini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu şirketin tasfiye işlemlerinin devam ettiğini, bu işlemlerin tamamlanmasından sonra şirkete ait değerlerin paylaşılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı Son Petrol Ltd.Şti.nin ortakları olan davacı ve davalılarca, 01.01.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, davalı Basri'nin tasfiye memuru olarak atandığı, şirketin piyasa alacağını da kapsayan ve tasfiye sırasında değerlendirilmesi amacıyla düzenlendiği anlaşılan 10.05.1997 tarihli protokol uyarınca tasfiye devam ederken talepte bulunulamayacağı, zira TTK.nun 552 nci maddesi yollamasıyla limited şirketlerde uygulanması gereken 447/1 nci maddesi uyarınca, tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödendikten sonra kalan mevcudun ortaklar arasında sermayeleri ve imtiyaz hakları nispetinde dağıtılacağı, davanın bu aşamada zamansız açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında imzalanan 10.05.1997 tarihli protokole dayalı alacak istemine ilişkindir. Bu protokol uyarınca şirketin bir kısım malları ve alacakları taraflar arasında paylaşılmış, bir kısım mallar davalılara diğer mallar ise davacıya isabet etmiş davacıya yapılacak ödeme belirlenmiş ve bu protokolün neticesi tasfiyeye bağlanmamıştır. Davacı tarafından bu protokole dayalı olarak, dava dışı şirketten herhangi bir tasfiye alacağı isteminde de bulunulmamıştır. Yine davacının, bu protokole dayalı olarak diğer tüm malların taraflar arasında taksim ve tescil edildiği, ancak kendisine ödeneceği belirtilen ( 6.143.000.000.- ) TL.nın ödenmediği iddiasına karşı davalı tarafça savunmada bulunulmamış, sadece protokolün geçersiz olduğu ve tasfiyenin tamamlanmasından sonra şirkete ait değerlerin paylaşılacağı savunulmuştur. Diğer bir deyişle protokol gereği yerine getirilmiş, diğer ortaklar alacaklarını almış, davacı ise alacağından bir kısmını elde edememiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının tasfiyeye bağlı olmaksızın anılan protokole dayalı olarak hak talebinde bulunabileceği kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy