(818 S. K. m. 41, 49)
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.12.2003 tarih ve 2002/500-2003/1131 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen günde davacı avukatı Serkan Ş. ile davalılardan T. Garanti Bankası avukatı Metin D. gelip, diğer davalılar avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1983 yılında bir aile şirketi olan A. G. Turizm ve Ticaret A.Ş.ni kurduğunu, bilahare Mayıs 1996 tarihinde şirketteki hisselerini satarak yönetim kurulu üyeliğinden ve şirketten ayrıldığını, bilahare HSBC Bankası Kuşadası Şubesi'ne başvurarak şahsı adına hesap açtırıp çek defteri talep ettiğini, ancak 2001 yılından itibaren çek yasaklısı olduğu gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, yapılan araştırmalar sonucunda şu anda davalı banka bünyesinde bulunan Osmanlı Bankası Alsancak Şubesi tarafından A. G. A.Ş. adına bir çek hesabı açılmış olduğunu ancak müvekkili A. G. adına çek karnesi basıldığını ve bu çek karnesinin şirket yetkilisine teslim edildiği, çeklerin bedellerinin ödenmeyerek çeklere karşılıksız kaşesi vurulduğunu, çek karnesinin iadesine ilişkin ihtarnamenin de şirket adresine gönderildiğini, daha sonra müvekkilinin isminin Merkez Bankasına bildirilmek suretiyle müvekkilinin çek keşide etmesinin yasaklandığını, müvekkilinin uzun yıllardır büyük çapta turizm ve ticaretle uğraşan saygın bir tacir olup, davalı banka yetkililerinin sorumsuzca davranışları neticesinde ticari itibarını kaybedip, Merkez Bankasının kara listesine alındığını, diğer bankalar ile yapmış olduğu işlemlerin sekteye uğrayıp, taleplerinin reddedildiğini, diğer ticari firmalarla iş yapma olanağının da kalmadığını belirterek, (35.000.000.000) TL. maddi ve (80.000.000.000) TL. manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Aykut T. ve Murat B. Tuncel vekili, müvekkillerinin Garanti Bankası A.Ş. elemanları olup, davacının varlığını iddia ettiği eylemin Osmanlı Bankasının Garanti Bankasına devredilmeden gerçekleştiğini, müvekkillerinin olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kaldı ki, Merkez Bankası çek yasakları listesinde yer alan A. G. ile davacı A. G.'ın kimlik bilgilerinin farklı olduğunu, olmayan bir zarar için dava açılamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Garanti Bankası A.Ş. vekili, Merkez Bankası çek yasakları listesinde yer alan A. G. ile davacının kimlik bilgilerinin farklı olduğunu, dolayısıyla davacının Merkez Bankası çek yasakları listesi nedeniyle herhangi bir zararının doğmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının adının çek yasaklısı olarak Merkez Bankasına bildiren listede yer almadığı, gerek illiyet bağı, gerekse zarar unsurunun oluşmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, dava dışı A. G. A.Ş adına açılan hesaptan davacı A. G. adına basılan çek karnesinden keşide edilen karşılıksız çekler nedeniyle, davacı adının çek yasaklısı listesine alınması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı tüm yargılama safhasında, isminin davalı Banka tarafından doğru kimlik bilgileri ile Merkez Bankasına bildirildiğini ileri sürmüş, davalı Banka ise Merkez Bankasına sunulan ismin doğum yeri ve baba adının farklı olması nedeniyle davacının iddia ettiği zararla bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuş, mahkemece de yapılan yargılama sonucunda aynı kanaatle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu hususta yeterli araştırma yapıldığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı Merkez Bankasından 21.04.2001-23.06.2002 tarihleri arasında çek yasaklısı listesinde yer aldığı anlaşılan A. G.'a ait tüm kayıtların, davalı banka tarafından daha başlangıçta Merkez Bankasına yaptığı bildirim yazısı dahil dosyaya celbedilerek,yapılacak inceleme sonucunda hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy