(4077 S. K. m. 10) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.12.2002 tarih ve 2001/1689-2002/1455 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan araç kredisi kullandığını, bu kredinin tüketici kredisi niteliğinde olduğunu, davalının başlangıçta %2,65 olan geri ödeme faiz oranını aylık %3,5 oranına yükselttiğini, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10. maddesi uyarınca kredi şartlarının tüketici aleyhine değiştirilemeyeceğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya (941.612.755) TL. borçlu olmadığının, kullanılan kredinin tüketici kredisi olduğunun, faizin %2.65 oranında sabit olduğunun ve temerrüdün söz konusu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ticari nitelikte genel kredi sözleşmesi olduğunu, müvekkilce sözleşme hükümlerine dayanılarak faiz artırımı yapıldığını, davacı adına kayıtlı aracın da ticari araç olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, kredi kullanılarak bizzat davacı adına kaydedilen aracın hususi oto olduğu, her ne kadar genel kredi sözleşmesi olarak isimlendirilse de bu kredinin davacının ticari işletmesi için verildiği veya tacir sıfatıyla kullandırıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğin, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan uyarlama istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçelerle hüküm kurulmuş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden dava konusu aracın halk otobüsü olduğu, davacının İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde halk otobüsü işletmeciliği yaptığı, dava konusu sözleşmenin de ticari nitelikte genel kredi sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde çözümlenmesi mümkün değildir. O halde mahkemece, uyuşmazlığın esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy