(2918 S. K. m. 86) (6762 S. K. m. 1301)
Taraflar arasında görülen davada Sivas Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2.10.2003 tarih ve 2003/495-2003/735 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacının TTK. nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, Davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
2918 sayılı Kanunun 86/1.maddesinde de belirtildiği gibi, araç sahibinin ve şoförünün sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın mücbir sebepten ve kazazedenin veya üçüncü şahsın ağır kusurundan ileri gelmiş olması gerekir. Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için o olayın önceden sezilemez, karşı konulamaz olması ve harici bir etkenden ileri gelmiş olması gerekir. Bu unsurları içermeyen bir olay umulmayan bir hal niteliğini taşısa dahi mücbir sebep olarak kabul edilemez.
Olayımızda bir teknik arızanın bulunduğu kabul edilmiş olmakla beraber bunun önceden sezilemez ve dolayısı ile önlenemez bir nitelik taşıdığı tespit edilememiştir. Bilindiği gibi teknik arızalar çoğu kez aracın periyodik bakımının zamanında gereği gibi yapılmamış olmasından ileri gelir ki, bu da araç için bir kusur teşkil eder. Kusurun söz konusu olduğu hallerde ise mücbir sebepten bahsedilemez.
Yargıtay'ın teknik arıza konusundaki kökleşmiş içtihadı da bu doğrultudadır. İşte, mahkemece yukarıda açıklanan bu hususlar göz önünde tutularak teknik arızanın bir mücbir sebep gibi illiyet rabıtasını ortadan kaldırmayacağı ve dolayısı ile araç sahibinin ve eğer araç geçici olarak kısa süreli emaneten alınmamış ise sürücüsünü sorumluluktan kurtarmayacağı kabul edilip, buna göre araştırına yapılarak hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar oluşturulması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy