(4389 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.04.2003 tarih ve 2002/68-2003/185 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı Banka vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2004 günde davacılardan Selami G ve Hasan T avukatları Vural S ve Oya Y ile davalı M.Faruk A gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Asıl ve birleştirilen dava davacılar vekilleri, müvekkillerinin eski yönetim ve denetim kurulu üyesi bulundukları davalı bankanın TMSF'ye devredilmesinden sonra toplanan 25.12.2001 tarihli olağanüstü genel kurulundan 1999-2001 yılları arasındaki tüm hesap ve faaliyet dönemleri ile ilgili olarak yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin geçmiş genel kurul kararlarının hükümsüz sayılmasına ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, böyle bir kararın yoklukla malül olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurulun 6 ve 7 nolu kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı bankanın sicil dosyasına ilgili genel kurul tutanaklarına, davacıların ortaklık belgelerine ve bilirkişiler kurulu raporuna dayandırılarak, geçmiş yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmelerine ilişkin önceleri genel kurul kararlarının yok sayılarak haklarında sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın batıl olduğu, çünkü ilgili genel kurul kararlarının kesinleştiği, bu bakımdan 1997-2000 yılları bilanço dönemlerinde görev yapan kurulların üyelerinin ibrasının iptaline ilişkin (6) nolu karar ile haklarında sorumluluk davası açılmasına ilişkin (7) nolu kararın iptali gerektiği, ancak, 2001 bilanço döneminde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ibra edilmeyerek haklarında sorumluluk davası açılmasına ilişkin karar doğrultusunda İstanbul 1. Ticaret Mahkemesi'nde açılan derdest davada ibra edilmeme nedenlerinin tartışılabilecek olması ve işbu davadaki hususların o davada def'i olarak ileri sürülebilecek olması karşısında birleştirilen İzmir 4. Ticaret Mahkemesi'nin 2002/386, 575, 574, 396 ve 397, 3. Ticaret Mahkemesi'nin 2002/67 esas sayılı davaların hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davalı bankanın 25.12.2001 tarihli genel kurulunda 1997-2000 yılları yönetim ve denetim kurulları ile ilgili alınan (6) ve (7) nolu karaların mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Karar, davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 19.07.2001 gün ve 383 sayılı kararı ile Bankalar Kanunu'nun 14/3-4 maddesi uyarınca davalı bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin TMSF'ye devrinden sonra yapılan 25.12.2001 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 6 ve 7 nolu kararları ile 1997, 1998, 1999 ve 2000 yıllarına ait banka faaliyetlerinin gerçek durumu itibari ile müzakere edilmediği, usulsüzlüklerin gizlendiği ve gerçek durumu yansıtmayan bilanço ile kar-zarar tabloları ve denetçi raporları düzenlendiği ve ibra karalarının bu şekilde alındığı gerekçesiyle ve oybirliği ile yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin anılan yıllara ait genel kurul kararlarının hükümsüz sayılmasına ve o dönemlerde görev yapan kurulların üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş, hemen ardından da İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2002/171 esas no'sunda kayıtlı dava açılmıştır. Artık, önceki ibraların hükümsüz sayılması kararının yerinde olup olmadığının, derdest sorumluluk davası davalıları olan eski yönetici ve denetçilerle savunulması halinde irdelenip çözüme bağlanacağı kuşkusuzdur. Bu bakımdan, asıl ve birleştirilen dava davaları olan (haklarındaki ibra kararı hükümsüz sayılan) eski yönetim ve denetim kurulları üyelerinin işbu davayı açmalarında hukuki yararları yoktur. Kaldı ki, genel kuruldan sonra 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 ncü maddesinin (7) nolu fıkrasının 3 ncü paragraflarına 4743 sayılı Kanun ile eklenen cümle ile de genel kurul kararı doğrultusunda TMSF adına işlem yapılması yetkisi ve görevi verilmiştir. Esasen, yargılamada ibraların yok sayılmasına gerekçe gösterilen hususların geçerli olmadığı yönünde irdeleme ve saptamada bulunulmadan salt ilgili ibra kararlarının kesinleştiği gerekçesiyle 1997-2000 yıllarına ait ibra kararlarının hükümsüz sayılmasının batıl olduğu sonucuna varılması da doğru görülmemiştir.
Bu durumda 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/5-c bendine 4743 sayılı kanun ile eklenen paragraf ile öngörülen harç bağışıklığının bankanın alacağını tahsil davasında temel oluşturucu bir genel kurul kararının iptali ile ilgili verilen kararın temyizini de kapsadığı yasa hükmünün geniş yorumunun zorunlu sonucu bulunmakla davalının harca tabi olmayan temyiz itirazları yerinde görülmekle davaların tümüyle reddi yerine kısmen reddi yolunda verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy