(818 S. K. m. 158) (1086 S. K. m. 298)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.02.2003 tarih ve 2001/1924-2003/150 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan "İşletme Sözleşmesi" uyarınca müvekkilinin davalı şirkete reyon tahsis ettiğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine karşın davalının sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemediğini, yapılan ihtarın ve başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 1050 ABD asıl alacak, 2500 ABD doları gecikme cezası ve aylık %7 temerrüt faizi ile birlikte alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil şirket ile davacı taraf arasında yapılan 02.01.2001 tarihli sözleşmenin 01.01.2001 tarihi ile 31.12.2001 tarihleri arasında geçerli olmak şartıyla müvekkili tarafından imzalandığını, ancak davacının tek taraflı olarak sözleşmenin bitim süresi kısmını 15.01.2001 olarak değiştirdiğini, bu durumun müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, bu nedenle davacı tarafın sözleşmeye dayalı taleplerinin bir dayanağı bulunmadığını cezai şart talebinin ve istenen faiz oranının da gerek sözleşme tamam olmadığından, gerekse ahlak ve adaba aykırı olması nedeniyle kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın karşı çıktığı durumu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Davacı taraf, davalıya ürünlerini tanıtması ve satması için mağazasında reyon tahsis ettiğini, davalının reyonu kullanmasına rağmen sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemediğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise gerek yasal süreden sonra verdiği cevap dilekçesinde, gerekse ıslahta bulunarak yaptığı savunmada sözleşmede yapılan değişikliklerin kendileri tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını savunmuştur. Dosyada mevcut sözleşme incelendiğinde 1 yıllık süre için yapıldığı ve aylık 2100 ABD doları ödenmesinin kararlaştırıldığı, ancak sözleşmenin bitim tarihinin üzeri çizilerek sözleşme süresinin 15 güne indirildiği, aylık bedelin üzeri de çizilerek 1050 ABD doları yazıldığı, yapılan bu değişikliklerde hangi tarafa ait olduğu belli olmayan tek bir paraf bulunduğu görülmüştür. Sözleşmede yapılan çıkıntı ve silintilerin de taraflarca ayrıca imzalanması gerekmektedir. Aksi takdirde, yapılan değişikliğin inkar edilmesi durumunda bu değişiklik yok sayılır. Hatta yapılan bu değişiklik sözleşmenin geçerliliği ile ruhuna aykırı mahiyette görülürse sözleşmenin kısmen veya tamamen geçersizliği sonucunu doğuracaktır. Buna göre, somut olayda davalı şirketin sözleşmede yapılan değişikliği kabul etmediği, değişikliklerde imzasının bulunmadığı, sözleşme 1 yıl süreli olarak imzalanmasına rağmen davacı tarafından tek taraflı olarak 15 güne çevrildiği anlaşılmış olmakla, sözleşmenin bu hali ile geçerli olmadığının kabulü gerekmektedir. Ancak, davalının bu sürede reyonu kullandığı davacının iddiası, defter kayıtları, düzenlediği fakat tebliğ ettirmediği fatura ve davalının dolaylı anlatımlarından anlaşıldığından davacı, davalıdan sadece 15 günlük reyon kullanım bedeli olan 1050 ABD doları tutarı isteyebilecektir. Bu nedenle, mahkemece sadece reyon kullanım bedeli olan 1050 ABD dolarının temerrüt tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, geçersiz sayılan sözleşmede kararlaştırılan cezai şart niteliğindeki 2500 ABD doları tutarındaki gecikme cezası bedelinin de tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş olup, davalının bu kısma ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kararın anılan yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy