(1086 S. K. m. 224/2, 190, 225)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bor Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.09.2003 tarih ve 2000/28-2003/376 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ş Sigorta A.Ş. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracına davalıların malik, sürücü ve sigortacısı olduğu aracın çarparak hasar verdiğini ileri sürerek, 2.570.000.000.-TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazım A vekili, kazada davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava ile müvekkilinin aracında meydana gelen 2.028.300.000.-TL zararın davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, tarafların %50'şer kusurlu oldukları gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 542.900.000.-TL.nın olay tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı Ş Sigorta A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Yetki itirazı ilk itirazlardan olup, "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur. ( HUMK. m.224/II )Mahkeme, davalı gelmese dahi yetki itirazını öncelikle ve esasa girişilmeden önce inceleyip, sonuçlandırır. ( HUMK. m. 190-196 )Yetki itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir. ( HUMK. m.225 )Bu suretle mahkeme hem yetki itirazına ilişkin kararını davalıya bildirmiş hem de esasa ilişkin yargılamanın yapılacağı oturuma davalıyı davet etmiş olur.
Olayda, yetki itirazının reddine ilişkin karar oturumda bulunmayan davalıya tebliğ edilmeden, mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatasıdır. ( YHGK. 30.04.1997 gün, E.1996/2-990, K.1997/362. )Mahkemece, bu usul hükmüne riayet edilmeksizin işin esasın girilmesi ve yazılı olduğu şekilde karar tesisi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına.
Sonuç: Yukarıda ( 1 )numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy