(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.10.2003 tarih ve 2001/1068-2004/11825 sayılı karonu Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2004 gününde davacı avukatı Y.E. ile davalı avukatı S.K. gelip. temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline sigortalı kompresörün davalıların maliki ve sürücüsü bulundukları araçla gümrük fiktif antreposuna taşınması sırasında düşürülerek hasarlanması üzerine dava dışı sigorta ettirene tazminat ödenmesine yol açıldığını ileri sürerek, davalının sorumluluk sigortacısına yapılan ödemenin indirilmesinden sonra kalan ( 112.432.620.820 )TL'nin davalılardan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilince üstlenilen taşımanın davacı tarafından sigorta güvencesi altına alınmamış olması nedeniyle TTK'nun 1301. maddesinde öngörülen halefiyete dayalı rücu hakkının doğmadığını savunmuştur.
Diğer davalıya tebligat yapılamaması üzerine hakkındaki dava atiye bırakılmıştır. Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, kompresörün Belçika'dan İzmir'e taşınmasının davacı tarafından ( 126608 )nolu poliçesiyle sigorta güvencesi altına alındığı, ancak hasarın davalı aracıyla bu taşıma bittikten sonra gümrükten Aliağa'ya taşınması sırasında oluştuğu, davacının dayandığı poliçede davalı şirkete ait aracın plakasının yer almadığı, bu konuda bir düzeltim kaydı olmadığı gibi, zeyilnamenin de bulunmadığı, sigorta güvencesi dışında kalan rizikodan dolayı davacının halefiyet ve rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirkete yönelik davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı sigortacı ile dava dışı sigorta ettiren arasındaki taşıma abonman sözleşmesi ile sigorta ettirenin l.11.1999-15.10.2001 tarihleri arasında tüm Dünya ülkelerinden sevk edeceği LNG Terminali montajı için gerekli emtialar ile yurt içinden sağlanarak sevk edilecek her tür malzeme, taşımayı gerçekleştirecek araç aynı yapılmaksızın sigorta güvencesi altına alınmıştır.
Bir çerçeve anlaşması olan bu sözleşme kapsamına girmek koşulu ile belli taşımanın başladığı anda, münferit sigorta güvencesi de başlamış olur. Abonman sözleşmesi kapsamındaki belli bir taşıma işinin sigortacıya bildirilmesi ile riziko ve sigorta örtüsüne alınan somut menfaat belirginlik kazanır ve sigortacının sorumluluğu da o andan itibaren başlar. Somutlaşan bu sorumluluk, uygulamada çoğu zaman spesifik ( tekil özel )poliçe düzenlenmesiyle cisimleşir.
Uyuşmazlığın kaynaklandığı sefer olan Belçika'dan İzmir'e kara yolu ile gaz kompresörü taşıması ile ilgili olarak 06.12.2000 tarihinde spesifik olarak düzenlenen poliçe ile emtianın' alıcı sigorta ettirenin fiktif antreposuna teslimine kadarki tüm taşımanın evreleri sigorta güvencesi altına alınmıştır. Riziko ise, sigortalı emtianın İzmir Gümrüğünden alıcının deposuna taşınma süresinde davalı şirkete ait kamyona yüklendikten hemen sonra davalı sürücünün mutlak kusuruna bağlı olarak kamyondan beton zemine düşmesi sonucu gerçekleşmiştir,
Mahkemece, spesifik poliçece taşımayı yapacak araçlar arasında davalı taraf aracının belirtilmemesinden hareketle rizikonun sigorta güvencesi dışında kaldığı sonucuna varılması, TTK'nun 1266 ncı maddesi hükmünün son derece zor ve biçimsel yorumlanmasına dayalıdır.
Abonman sözleşmesi çerçevesinde spesifik poliçeye bağlanan taşımanın asli kesiti içerisinde gerçekleşen rizikonun bir takım zorunluluklar nedeniyle gümrük ile fiktif antrepo arası taşımasının poliçede yazılı araçlar dışındaki bir amaçla taşınırken gerçekleşse dahi sigorta güvencesi kapsamında kaldığı ve rizikoyu bu çerçevede tazmin eden sigortacının zarar sorumlularına karşı TTK'.nun 1301 nci maddesi hükmünce rücu hakkı bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın buna göre çözümü gerekirken, yazılı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanalı nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375,OOO.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy