(2004 S. K. m. 66, 67) (818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.10.2003 tarih ve 2002/318-2003/208 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili için başlattıkları takibe kısmen itiraz edildiğini ileri sürerek, kısmi itirazın iptali ile %40 icra-inkar tazminatının tahsilin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı-borçlu İİK.nun 62/3 ncü maddesi hükmüne uygun olarak kısmi itirazda bulunmuş ve bu miktara ilişkin itirazın iptali de dava edilmiştir. İtiraz ile dava arasında davalı-borçlu, takip dosyasına bir miktar ödemede bulunmuştur. Bilirkişi raporunda, takip tarihi itibariyle davalının sorumlu olduğu borç miktarı, itirazdan sonraki ödemeler hesaba katılmadan belirlenmiştir. Mahkeme ise, bu ödenen miktarı, davalının itiraz etmeyip kesinleşen miktara ilave ederek, ödenmeyen bakiye miktarı itiraz edilen miktar olarak ele aldığını gerekçede açıklamış ise de, takibin devamına karar verilen miktarın matematiksel olarak nasıl belirlendiği de gerekçeden anlaşılmamaktadır. Ödenen miktarın itiraz edilen veya edilmeyen bölümden hangisine ilişkin olduğu hususu ile asıl ve/veya temerrüt faizine mi ilişkin olduğu da takip dosyasından anlaşılamamaktadır.
Oysa, İİK.nun 67 nci maddesi hükmüne dayalı bu davada alacaklının başlattığı icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile aynı Kanun'un 66 ncı maddesi hükmüne göre duran takibin devamı amaçlandığına göre, borçlunun itirazında takip tarihi itibariyle haklı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, verilecek kararda, sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması hususu belirtilmelidir. İcra Müdürlüğü'nce, BK.nun 84 ncü maddesi hükmü de gözetilerek, ödemelerin infaz sırasında dikkate alınacağı tabiidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.10.1996 tarih ve 19-391/671 sayılı ilamında bu hususlara yer verilmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde davanın ele alınarak, takip tarihi itibariyle davalının haklılık durumunun belirlenmesi, bilirkişi raporunda 2000 yılına ilişkin temerrüt faizi ile ilgili hesaplamanın BK.nun 104/son maddesi hükmüne aykırı yapıldığının da gözetilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy