(1163 S. K. m. 51)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.02.2003 tarih ve 2000/1389-2003/184 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada bir kısım davacılar vekili ile bir davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Asıl davada davacılar vekili, 19.02.2001 tarihli oturumda yaptığı açıklamaya göre, yönetim kurulunun, 12.11.2000 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıya ilişkin kararının iptalini, birleşen davada davacılar vekili ise, aynı toplantıda alınan kararların, toplantı ve karar nisabı oluşmadığı için yok hükmünde olduğunu, iyiniyet kurallarına ve yasaya da aykırı düştüğünü ileri sürerek, kararların iptalini ve bozulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her iki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada bir kısım davacılar vekili ile birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava, davalı kooperatifin 12.11.2000 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına üyelerin çağrılmasına ilişkin yönetim kurulunun 09.10.2000 tarihli kararının iptali istemine ilişkindir.
Bu yönetim kurulu kararı, toplantı ve karar nisabı ile alınmış olup, esasen bu yönden yokluk haline de dayanılmamıştır.
Diğer yandan, kooperatif yönetim kurulu kararlarının, bir ortağın ihracına ilişkin olması ya da ortağın kişisel hakkını doğrudan iptal etmesi dışında, kural olarak iptali istenilemez.
Öte yandan, çağrısı yapılan genel kurulun iptali için açılacak bir davada, bu yönetim kurulu kararının da değerlendirilmesinin mümkün ve tabii bulunmasına göre, yönetim kurulu kararının iptali için ayrıca dava açmakta hukuki yararın bulunmadığının kabulü de gerektir.
Bu itibarla, asıl davanın bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca yazılı gerekçelerle varılması doğru olmamıştır.
2- Birleşen dava 12.11.2000 tarihli genel kurulda alınan kararların, toplantı ve karar nisabında bulunmadığı için yok hükmünde olduğu, ayrıca iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olduğu iddialarına dayalı yokluk tespit ve iptal istemlerine ilişkindir. 583 kayıtlı ortaktan 109'u asaleten ve 51'i vekaleten toplam 160 ortak toplantıya katılmış, karar 148 ve 153 kabul oyu ile alınmıştır.
Genel kurula katılması gerekenlerin çağrılmadığı, ayrıca geçersiz veya eksik imzalı veya sahte imzalı vekaletnameler ile gerçekte üye olmayan kimselerin toplantıya ve karara katıldıkları iddia edilmiş, bu kimselerin kimler olduğu somut olarak belirtilmiş ve bu haller açıklanmıştır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, üye olmadığı halde oy kullandığı iddia edilen 51 kişi ile kendi ibralarında oy kullanıldığı iddia edilen 18 yönetim ve denetim kurulu üyeleri nazara alınmasa dahi karar nisabı yine oluşmaktadır. Ne var ki, bu 51 kişinin katılmaması gerektiğinin kabulü halinde toplantı nisabı oluşmamaktadır. Bu itibarla, bu 51 kişi ile ilgili iddia üzerinde yeterince durulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Öte yandan, katılması gerekip de çağrılmadığı iddia edilen 191 üyenin, oylama sonucunu etkileyebileceği iddiası yerinde değildir. Zira, oylama sonucunda etkisi olabilecek kişiler, katılmaması gerekipte katılan ve olumlu oy kullanan kimselerdir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, çağrıdaki usulsüzlükler, o toplantıda alınan kararların yoklukla sakat olmasını gerektirmemekte, ancak iptal edilebilmesini mümkün kılmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53 ncü madde hükmü uyarınca da, kanuna, anasözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı nitelikte karar alınmış ise, bunun iptali gerekmektedir. Bu itibarla, çağrılması gerekipte çağrılmadıkları, için katılmayanların yokluğunda alınan kararların iptali davasında, tutanağa muhalefet şerhi yazdırılması ve bir ay içinde dava açılması dava şartlarında olup, somut olayda, dava bir ay içinde açılmış ise de, davacılardan Nihal Yücelen dışında muhalefet şerhini yazdırma olmamıştır. Bu davacının iptal davası bakımından kararların iptali için haklı bir nedende bulunmamaktadır. Davacılar vekilinin, 191 üyeye ilişkin temyiz itirazları isabetsizdir.
Bu durumda, mahkemece, davacıların 51 kişi ile ilgili olan iddiası, usulünce incelenip, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bir kısım davacılar vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy