(6762 S. K. m. 1301) (1136 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.04.2003 tarih ve 2001/1342-2003/509 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Tahsin Ö vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraflar aleyhine açılan rücu davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı Tahsin Ö vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve diğer davalı K sigorta şirketinin adresi itibariyle mahkemenin yetkisine yönelik temyiz itirazının yerinde olmadığının anlaşılmasına ve mümeyyiz davalı Tahsin Ö vekiline yetki itirazının reddedildiğine dair celse zaptının tebliğ edilmesine ve tebliğ edilen bu zabıtta davanın yenilendiğinin de belirtilmiş olmasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece takip tarihindeki faiz miktarının aynen kabulüne karar verilmişse de, takibe ilişkin ödeme emrinde işlemiş faiz dönemi olarak "13.01.1999-30.10.2000" tarihleri gösterilmişse de, takibe konu rücu alacağının dayanağını oluşturan trafik kazasının 18.10.1999 tarihinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketinin TTK.nun 1301 nci maddesi uyarınca sigortalısına sigorta bedelini ödedikten sonra halefiyet hakkını kazanacağı hususu göz önüne alındığında, sigorta şirketi lehine temerrüt faizinin de ödeme tarihinden itibaren hesaplattırılması gerekirken, takibe ilişkin ödeme emrindeki faiz miktarına hükmedilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu yönden mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davanın kısmen kabulüne karar verilerek fazlaya ilişkin istem reddedildiğine göre, reddedilen miktar yönünden mümeyyiz davalı yararına vekalet ücretine karar verilmemesi ve yargılama giderlerinin reddedilen kısım göz önüne alınmaksızın tamamen davalıya yükletilmiş olması da doğru görülmediğinden, kararın bu nedenlerle de mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy