(6762 S. K. m. 1290) (Sağlık Sigortası Genel Şartları m. 2, 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.10.2003 tarih ve 2001/918-2003/1581 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2005 günde davacı-karşı davalı avukatı Hülya Kesim ile davalı-karşı davacı avukatı Levent Öcal gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının Gurup Hayat Sigorta Poliçesi ile sigortalısı olan müvekkilinin velayeti altındaki kızı Aslı'nın idrar yolu enfeksiyonu tedavisi gördüğünü, tedavinin sürekli olması nedeniyle önceden küçük meblağlı tedavi giderlerinin davalı yanca karşılandığının, ancak daha sonraki iki tedavi giderinin tutarının yüksek olması nedeniyle sigorta şirketinin ödeme yapmadığını, buna gerekçe olarak da bilgi formunda anılan rahatsızlığın önceden mevcut olmasına rağmen gizlendiğini gösterdiğini, oysa sigorta şirketinin surpirim ya da 1 ay içinde sözleşmeden cayma hakkı varken bu yola gitmeyip sözleşmeyi ayakta tutmasına rağmen ödeme yapmamasının iyiniyetli olmadığın ileri sürerek, 310.000.000 TL.nın 24.10.2000'den, 1.475.000.000 TL.nın ise 25.09.2000'den itibaren ticari (reeskont) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının beyan formunda idrar yolu hastalıklarının var olup olmadığı sonucuna, hayır dediğini, ancak, poliçe tanziminden önce 26.02.1998 tarihinde üriner enfeksiyon tedavisi gördüğünün anlaşıldığını, bu şekilde doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranan davacının TTK. nun 1290 ve poliçe genel koşulları 5. maddesi gereğince tazminat talep edemeyeceği gibi, hastalık sigortası genel şartları 2/h gereğince konulan istisna ile Grup Sağlık Sigortası Özel Şartları l-a/4 fıkrasına göre ilk sigortalanma tarihinde mevcut bilinen ve beyan edilmemiş rahatsızlıklar için tazminat ödenmeyeceğinin belirtildiğini, sigorta şirketinin cayma hakkı kullanması zorunluluğu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Beyan yükümlülüğüne aykırı davranışın öğrenildiği tarihe karar ödenen 373.059.520 TL.nin ise karşı dava olarak davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının beyan formunda idrar yolu rahatsızlığı sorusuna haşır yanıtı vermesine rağmen, davalı sigorta şirketinin sigortalının anılan rahatsızlığına ilişkin olarak 24.07.1998, 28.08.1998, 23.03.2000, 07.03.2000 tarihlerindeki tedavi giderlerini ödediği, bu ödemelere esas doktor raporlarında anılan rahatsızlığın doğuştan olduğunun açıkça belirtildiği, sigorta şirketinin bu durumu öğrenmesine rağmen poliçeyi fesih yada prim farkı talep etmeksizin poliçeyi davanın kabulüne 1.785.000.000 TL.na avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK. nun 1290. maddesinin 1 fıkra 2. cümlesi gereğince davalı sigorta şirketinin, sigortalının beyan edilmemiş rahatsızlığını ilk riziko tarihinde öğrenmiş olmasına rağmen cayma hakkını kullanmayıp muteaddit defalar ödeme yapmak suretiyle poliçeyi yürürlükte tutmuş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy