(818 S. K. m. 56) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.02.2004 tarih ve 2002/1247 - 2004/27 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK'nın 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın davalılardan F.A. yönünden HUMK'un 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, diğer davalı H.K. yönünden ise reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK'nın 1301. madde hükmüne dayalı kasko sigorta rücu davasıdır.
Uyuşmazlık, hayvan tutucusunun sorumluluğunun kusur sorumluluğu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
BK'nın 56. maddesi hükmüne göre, bir hayvanın üçüncü kişiye vermiş olduğu zararı, onun tutucusu, durumun gerekli kıldığı her türlü özeni göstermiş olduğunu veya böyle bir özeni göstermiş olsaydı bile zararın gerçekleşmesine engel olamayacağını ispat etmedikçe, tazmin etmek zorundadır. Bu maddeden de anlaşılacağı gibi, hayvan tutucusunun sorumluluğu niteliği itibariyle kurtuluş kanıtı getirilebilen olağan sebep sorumluluğudur. Sorumluluğun doğması için hayvan tutucusunun kusurlu olması da şart değildir. Hayvan tutucusu, hayvan üzerinde iktidar sahibi olan ondan yararlanan malik olabileceği gibi, hayvan üzerinde intifa, kira, ariyet hakkına sahip olan kişi de olabilir. (Bkz. Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku - Genel Hükümler, Genişletilmiş 2. Bası, Ankara, T988, Cilt-2 sh. 182. vd).
Somut olaya gelince, kusura dayalı olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu hükme dayanak yapılarak davalılardan hayvanların sahibi olan H.K.'nın kusursuz olduğu sonucuna varılarak, anılan davalı hakkında yazılı şekilde karar verilmiştir.
O halde, mahkemece, uyuşmazlık yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde incelenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy