(1086 S. K. m. 382)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.11.2003 tarih ve 2003/465-2003/625 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı Akbank TAŞ vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin AKBANK hizmet markası ile bankacılık hizmeti verdiğini, internet alanında da ODTÜ DNS yönetiminden aldığı Akbank.com.tr. domain ismi ile hizmetlerini sürdürdüğünü, davalının da Atlas Online İletişim Sistemleri A.Ş.'den aldığı akbank.net domain ismi altında web sayfası oluşturduğunu ve bu sayfanın bir yıllığına kiraya verileceğini ilan ettiğini, bu kullanımın müvekkilinin ticari itibarını zedeleyeceğini, yine kullanıcı şifrelerinin ele geçirilebileceğini, davalının eyleminin TTK. ve 556 sayılı Markalar hakkındaki KHK neye aykırı olduğunu, ileri sürerek, marka hakkına tecavüz eden kullanımın durdurulmasına, ticari itibarın sarsılması nedeniyle şimdilik, 10.000.000.000.TL. manevi ve 10.000.000.000.TL. maddi tazminatın davalıdan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin internet adresinde bankacılık hizmeti vermediğini, müvekkilinin davacının zararına neden olacak eylemde bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının iyi niyetli olmadığı, davacının isminin tanınmışlığından yararlanmak düşüncesi ile hareket ettiği, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve tecavüzün önlenmesine, dava konusu adresin kullanımının engellenmesine, 1.000.000.000.TL. maddi ve 1.000.000.000.TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece verilen kısa kararda 556 sayılı KHK. nin 72. madde hükmü uyarınca kararın ilanına karar verilmişken, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında kararın ilanına karar verilmeyerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
T.C. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HUMK. nun 382. maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağının içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra, hakimin önceki kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy